Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/8051 E. 2015/20999 K. 19.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8051
KARAR NO : 2015/20999
KARAR TARİHİ : 19.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, işsiz olduğunu bildiği asker arkadaşı olan katılan …’ı cep telefonuyla arayarak bir iş olduğunu ve buluşmak istediğini söylediği, katılanın da sanık ile yanında diğer sanık … olduğu halde bir parkta buluştuğu, burada sanık …’in sanık …’in bir tanıdığında altın olduğunu, ucuza alabileceklerini belirterek ortak olarak söz konusu altınları satın almak isteyip istemediğini sorduğu, katılanın da kabul etmesi üzerine ertesi günü sanıklar ile katılanın açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen … isimli bir şahsın yanına gittikleri, burada … isimli şahsın bir avuç altın görünümlü maddeyi sanıklar ile katılana gösterdiği, daha sonra tarafların altınların satımı hususunda anlaşarak birbirlerinden ayrıldıkları, ertesi günü katılan ile buluşan sanık …’in diğer sanık …’in … isimli kişiyle tartıştığı için bu işten çıktığını beyan ederek suça konu altınları ikisinin alması gerektiğini söylediği, 15.3.2010 tarihinde katılan ile sanık …’in altınları satın almak amacıyla … isimli şahısla buluştukları, burada sanık …’in bir saat kadar önce 18000 TL parayı …’e verdiğini söylemesi üzerine katılanın yanında getirdiği 8000 TL parayı …’e verdiği, …’in de altınları getireceğini söyleyerek ileride bulunan eve doğru gittiği, bir müddet bekleyen katılanın …’in gelmemesi üzerine telefonla bu şahsı aradığı, …’in de takip edildiğini söyleyerek söz konusu altınları ertesi günü vereceğini belirttiği, ancak suça konu altınları getirmediği, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ifadesi ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
2-Sanık …’in adli sicil kaydındaki mahkumiyetin kesin hüküm niteliğinde olduğu ve CMUK’nın 305/2. maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın mükerrir sayılarak cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
3- Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 200 gün adli para cezası temel ceza olarak belirlendikten sonra aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 166 gün adli para cezası yerine 167 gün adli para cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilerek sanıklara fazla ceza tayini,Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezalarına ilişkin sırasıyla “200 gün”, ”167 gün” ve “ 3.340 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “ 5 gün “, “ 4 gün” ve “ 80 TL “ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve sanık … ile ilgili hüküm fıkrasından tekerrürle ilgili kısımlarının çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.02.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.