YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14155
KARAR NO : 2016/2145
KARAR TARİHİ : 10.02.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
Davacı-karşı davalı … ile davalı-karşı davacı … aralarındaki katkı payı alacağı davasında asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanında kabulüne dair … 11. Aile Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-davalı … vekili; evlilik birliği içerisinde edinilen dava dilekçesinde belirtmiş oldukları ve tespit edilecek davalı-davacı adına kayıtlı taşınmazlar yönünden yapmış olduğu katkının karşılığı olan fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 93.125,00 TL alacağın faiziyle davalı-davacıdan tahsilini talep etmiş, birleşen dava yönünden davalı-davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı-davacı … vekili; davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek asıl davanın reddine karar verilmesini savunmuş, birleşen dosyada evlilik birliği içerisinde edinilen dava dilekçesinde belirtmiş olduğu davacı-davalı adına kayıtlı bir adet taşınmaz ile ilgili olarak fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 13.702,06 TL alacağın faiziyle davacı-davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile davalı-davacı adına kayıtlı yedi adet taşınmaz yönünden toplam 64.775,60 TL alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline ve fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen davanın kabulü ile 13.702,06 TL’nin dava tarihinden itibaren faiziyle davacı-davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmesi üzerine hükmün tamamı süresi içerisinde her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
1-Asıl dava yönünden kurulan hükme yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına TMK’nun 4. maddesinde öngörülen hukuk ve hakkaniyet ilkesine uygun bulunduğuna göre yerinde olmayan her iki taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacak isteğine ilişkindir.
./.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM 170 m). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulacaktır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK 544, TBK 646 m).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM 189 m). Kadın veya kocanın, diğerinin mal rejiminin devamı sırasında edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteyebilmesi için, mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir. Bu katkı, ziynet, miras veya bağış yoluyla elde edilen başka malvarlıklarının kullanılması ile toplu olarak yapılabileceği gibi, çalışan eşin gelirleriyle de yapılması mümkündür. Çalışarak, düzenli ve sürekli gelire(maaş, gündelik, kar payı vs gibi) sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça diğer eşin sahip olduğu malvarlığına yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay’ın ve Dairemiz’in devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen tasfiyeye konu mala, eşlerin, hem başka malvarlıkları (ziynet, miras, bağış vs gibi) kullanılarak, hem de çalışma karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının ileri sürüldüğü durumlarda; öncelikle, tasfiyeye konu malın edinildiği tarih itibarıyla başka malvarlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının, dava konusu malın bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanmalıdır. Bundan sonra da, kalan miktara her bir eşin çalışmaları ile elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının kabulü ile oranları ayrı ayrı belirlenmelidir.
Buna göre, öncelikle toplu katkının satın alma tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem edinme bedeli hem de dava tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir.
Dava konusu malvarlığına, başka malvarlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının dışında kalan bölümüne eşlerin çalışmaları karşılığı elde edilen düzenli gelirlerle yapılan katkı oranının belirlenmesi bakımından ise; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, çalışılan bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup belirlenerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı saptanmalıdır. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM’nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama kendi gelirlerinden düşülerek ayrı ayrı yapabilecekleri tasarruf miktarları tespit edilmeli, daha sonra her bir eşin tespit edilen tasarruf miktarının birlikte gerçekleştirdikleri toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Bulunan bu oranlar, eşlerin çalışmaları karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle tasfiye konusu malvarlığına yaptıkları katkı oranını göstermektedir.
Yukarıda açıklanan yöntemlerden yararlanılarak ayrı ayrı tespit edilen toplu para ve düzenli gelirlerle yapılan katkı oranları, birleştirilmek suretiyle değerlendirilerek, tasfiyeye konu malvarlığının dava tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle, her bir eşin katkı payı alacak miktarı bulunur.
Açıklanan değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Somut olaya gelince; eşler, … tarihinde evlenmiş, … tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, … tarihinde kesinleşmesiyle ../.
boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa’nın 10, TMK 202/1.m). Birleşen dava dosyasında tasfiyeye konu 1 nolu mesken, eşler arasında mal ayrılığının rejiminin geçerli olduğu 28.08.1998 tarihinde satın alınarak, davacı-davalı … adına tescil edilmiştir. Her iki taraf öğretmen olarak çalışmaktadır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 sayılı TMK 179 m).
a-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, her iki taraf vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
b-Davalı-davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeler gözetilmeksizin katkı payı alacağı hesaplamasında birleşen davaya konu taşınmazın birleşen dava tarihi olan … tarihi itibariyle değeri belirlenmeksizin, asıl dava tarihi olan altı sene önceki … tarihindeki değerin hesaplamada esas alınması ve tarafın bu konudaki itirazlarının ileride açacağı ek davada yeniden değer belirleneceği gerekçesi ile reddedilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
c-Davacı-davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacı-davalı …’in savunmasını doğrular şekilde davaya konu taşınmazın alımından kısa süre önce 15.07.1998 tarihinde emekli ikramiyesi olarak 2.723.99 YTL, 12.08.1998 tarihinde ise emekliye ayrılması nedeniyle İlksan’dan 442.370,000 TL aldığı anlaşılmaktadır. Davalı-davacı İlyas ise 27.08.1998 tarihinde İş Bankası’ndan 1.000.000.000 TL kredi çektiği ve bu kredinin taşınmaz alımında kullanıldığı davacı-davalı tarafın da kabulündedir. Katkı payı alacağının hesaplanmasında açıklanan bu kalemlerin tarafların kişisel malı olarak hesaplamaya katılması gerekmekteyken, birleşen dava konusu taşınmaza ilişkin hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilkeler gözetilmeksizin sadece taraf gelirleri esas alınarak katkı payı alacağı hesaplanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün asıl davaya ilişkin kısmının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile ONANMASINA; birleşen davaya ilişkin hükmün taraf vekillerinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yukarıda (2-b) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı-davacı yararına, (2-c) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı-davalı yararına 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraf vekillerinin birleşen dosyaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (2-a) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.107,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-davacıya, 234,00 TL peşin harcın istek halinde davacı-davalıya iadesine, 10.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.