Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10027 E. 2015/22722 K. 31.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10027
KARAR NO : 2015/22722
KARAR TARİHİ : 31.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanıklar müdafinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin
aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Katılan … ile sanık …’ın, bir taşınmazın alım satımı konusunda anlaştıkları, sanık …’ın katılana, sanık …’ın oğlu olan sanık … adına çek keşide etmeye yetkili olmayan, sanık …’ın imzaladığı 05/10/2008 keşide tarihli, 20.000 TL bedelli çeki, borcuna karşılık olarak verdiği, çekin vade tarihi geldiğinde, katılanın ödemeden men talimatı verildiğini öğrendiği, bunun üzerine katılanın çeki tahsil etmek için icraya koyduğu, sanık … tarafından imzaya ve borca itiraz edildiği, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarında ve sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve sanıklar müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 31.03.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı oy;

Sanık …’ın, …’dan taşınmazı satın almak için anlaştığı, borcunun bir kısmını peşin ödediği ve kalan kısım için kendisine ait … Bankası … Şubesi’nden aldığı çeki, 20.000 lira olarak keşide ettiği olayda;
Hakkında sahtecilikten cezalandırılması için dava açılan …’ın, diğer sanık …’ın oğlu olduğu, babasının istemesi üzerine müştekiye verilen çekin “yazı kısmını” kendisinin yazdığını, çekin altına babasının yerine yanlışlıkla imza attığını, babasının bu çeki iptal edeceğini söylediğini beyan etmesi ve bu savunmasının bilirkişi raporuyla ve babası olan diğer sanık tarafından doğrulanması, müşteki …’in çeki diğer sanık …’dan aldığının, tanık …’in beyanından da anlaşılması ve bu işlem sırasında sanık …’ın bulunmadığı gerçeği karşısında; başlangıçtan beri var olan çekin sahibi olan ve babası bulunan …’ın istemesi üzerine çekteki yazıları yazan ve yanlışlıkla imzasını atan sanık …’ın savunmasının aksini gösterir ve mahkumiyetini gerektirir deliller denetime izin verecek şekilde gösterilmeden TCK’nın 26/2.maddesi uyarınca, kişinin üzerinde mutlak suretde tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemez hükmü gözetilerek …’ın beraatine karar verilmesi gerekirken sûbutu kabul eden sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyoruz.