YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9875
KARAR NO : 2015/11768
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2014 tarih ve 2011/86-2014/365 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin ….’nin ortağı olduklarını, davalının şirkete fiilen el koyduğunu ve müvekkilini, şirketten hiçbir surette yararlandırmadığını ve bilgilendirmediğini, mahkemece şirketin tasfiyesine karar verildiğini ancak şirketin faaliyetlerine devam etmekte olup, davalının şirketin bütün imkanlarını kullandığını, ayrıca tasfiye davasında alınan raporda şirketin usulünce yönetilmediği gibi şirkete ait aktiflerinde kayda sokulmayarak davalının yedinde bulunduğunun tespit edildiğini, şirketin mallarının, davalının eşi adına kayıtlı … adlı şirkete devredildiğini, parasının tahsil edilmemiş olduğunu, böylece şirketin boşaltıldığını, müvekkilinin haklarının ortadan kaldırılmak istendiğini ileri sürerek , davalının …’nin malvarlığından yedinde bulunan 20.000,00 TL’nin şirket mülkiyetinden çıkış anından itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın müvekkili ile birlikte temsile ve ilzama yetkili olduğu şirketteki sorumlulukları ve görevlerinin hiçbirini yerine getirmeyip, ortağı olduğu şirketin maddi ve manevi tüm yükünü müvekkilinin sırtına bırakarak gayri resmi olarak 2006 yılında şirketten ayrılmış olduğunu, bu süreçte şirketin bütün vergi borçlarının, … giderlerinin ve çek ödemelerinin müvekkili tarafından yapıldığını, davacı tarafın yetkilerini kullanarak şirketi borçlandırdığını, şirket alacaklarını temlik ederek şirketin ödemelerini aksattığını ve şirket aracını satarak kendisinin harcadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının şirketi zarara uğrattığını iddia ettiği ancak buna ilişkin iddiaların dosyaya sunulan delil ve belgelerden ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortağı tarafından, diğer ortak ve yönetici davalı aleyhine açılan, şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. Mahkemece, dava dışı şirketin zarara uğratıldığını gösterir delil ve belge bulunmadığı, dolayısıyla davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle dava, ortak tarafından, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı yasanın 309. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davasıdır. Bahsi geçen 309. maddede, dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları bulunduğu ancak; hükmolunacak tazminatın şirkete verileceği öngörülmüştür. Bu nedenle, davacı ortağın kendi adına, şirkete verilen dolayısıyla zararın kendisine verilmesi talebiyle açtığı davanın dinlenme olanağı yoktur.
Bu itibarla, mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasının incelenmesi yerinde değil ise de, davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan mülga HUMK’nın 438/son. maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın mülga HUMK’nın 438/son. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.