YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3117
KARAR NO : 2015/22598
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kuramlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından şüpheliler … ve … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda,… Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25/06/2014 tarihli ve 2014/80409 soruşturma, 2014/86929 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii … Sulh Ceza Hakimliğinin 27/08/2014 tarihli ve 2014/1407 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek … Bakanlığınca verilen 22/01/2015 gün ve 2014-2040/5351 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/02/2015 gün ve 2015/33994 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, müştekinin, şüphelilerin dolandırıcılık yaptığı iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler hakkında suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve olayın hukuki mahiyette olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, müşteki tarafından öne sürülen iddia ile ilgili olarak şüphelilerin savunmasının alınması, ticari defterlerinin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmesi karşısında, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanıklarla katılan arasında yaşanan darp eyleminin dava konusu olması sonrasında tarafların maddi ve manevi tazminat bedeli olarak anlaştıkları ve sanıkların müştekiye bu nedenle 6.000 TL bedelli çeki verdikleri, şikayetçi bankaya ibraz ettiğinde çekin karşılıksız olduğu ve sanıkların şirketine ait çeklerin sürekli karşılıksız çıktığı, sanıkların bunu bilerek çeki vermek suretiyle dolandırdıklarının iddia edildiği olayda, taraflarla arasındaki ilişkinin hukuki mahiyette olup dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle bulunmadığının anlaşılmasına göre, …Sulh Ceza Mahkemesi”nin 27/08/2014 tarihli ve 2014/1407 D. İş sayı ile itirazın reddine dair kararının yerinde olduğu anlaşılmakla,kanun yararına bozma isteminin CMK 309.maddesi gereğince REDDİNE, 30/03/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.