Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/510 E. 2016/3011 K. 22.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/510
KARAR NO : 2016/3011
KARAR TARİHİ : 22.02.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı ve Katkı Payı Alacağı

… ile … aralarındaki katılma alacağı ve katkı payı alacağı davasının kabulüne dair … 3. Aile Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmazlar nedeniyle 10.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, dava konusu … ada 3 nolu bağımsız bölüm ile … parsel 5 nolu bağımsız bölümün satın alım bedellerinin taraflarca ödenmediğini, … parsel 7 nolu bağımsız bölümün alımında davacının katkısı bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu … ada 3 nolu bağımsız bölüm ile … parsel 5 nolu bağımsız bölümün edinilmiş mal olduğundan 10.000,00 TL alacağın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, dava konusu … parsel 7 nolu bağımsız bölüme ilişkin hüküm kurulmamıştır. Hüküm, davalı vekili tarafından davanın esasına ilişkin olarak … ada 3 nolu bağımsız bölüm ile … parsel 5 nolu bağımsız bölümler yönünden temyiz edilmiştir.
1-Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıdaki 2. bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalının … ada 3 nolu bağımsız bölüm ile … parsel 5 nolu bağımsız bölüm yönelik temyiz itirazları gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’ nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM m.170).
.//..
TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK m. 544, TBK m. 646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM 189 m). Kadın veya kocanın, diğerinin mal rejiminin devamı sırasında edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteyebilmesi için, mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir. Bu katkı, ziynet, miras veya bağış yoluyla elde edilen başka malvarlıklarının kullanılması ile toplu olarak yapılabileceği gibi çalışan eşin gelirleriyle de yapılması mümkündür. Çalışarak, düzenli ve sürekli gelire (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça diğer eşin sahip olduğu malvarlığına yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay’ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen tasfiyeye konu mala, eşlerin, hem başka malvarlıkları (ziynet, miras, bağış vs gibi) kullanılarak, hem de çalışma karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının ileri sürüldüğü durumlarda; öncelikle, tasfiyeye konu malın edinildiği tarih itibarıyla başka malvarlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının, dava konusu malın bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanmalıdır. Bundan sonra da, kalan miktara her bir eşin çalışmaları ile elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının kabulü ile oranları ayrı ayrı belirlenmelidir.
Buna göre, öncelikle toplu katkının satın alma tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem edinme bedeli hem de dava tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir.
Dava konusu malvarlığına, başka malvarlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının dışında kalan bölümüne eşlerin çalışmaları karşılığı elde edilen düzenli gelirlerle yapılan katkı oranının belirlenmesi bakımından ise; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olunmasına rağmen, çalışılan bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup belirlenerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı saptanmalıdır. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM’nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama kendi gelirlerinden düşülerek ayrı ayrı yapabilecekleri tasarruf miktarları tespit edilmeli, daha sonra her bir eşin tespit edilen tasarruf miktarının birlikte gerçekleştirdikleri toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Bulunan bu oranlar, eşlerin çalışmaları karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle tasfiye konusu malvarlığına yaptıkları katkı oranını göstermektedir.
Yukarıda açıklanan yöntemlerden yararlanılarak ayrı ayrı tespit edilen toplu para ve düzenli gelirlerle yapılan katkı oranları, birleştirmek suretiyle değerlendirilerek, tasfiyeye konu malvarlığının dava tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle, her bir eşin katkı payı alacak miktarı bulunur.
Açıklanan değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
.//..

Somut olaya gelince; eşler, … tarihinde evlenmiş, … tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu … parsel 7 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu … tarihinde satın alınarak; … parsel 3 nolu bağımsız bölüm … tarihinde ve … parsel 5 nolu bağımsız bölüm … tarihinde eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde cebri icra yoluyla edinilerek davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; Mahkemece, dava konusu dava konusu … ada 3 nolu bağımsız bölüm ile … parsel 5 nolu bağımsız bölüm yönünden değerlendirme yapılarak ve talebin katılma alacağı olduğuna edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, davacının istemi katkı payı alacağına isteğine ilişkindir.
Toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, … ada 3 nolu bağımsız bölüm davalının ağabeyi … adına kayıtlı iken eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 23.11.2001 tarihinde cebri icra yoluyla edinildiği, taşınmazın 23.06.2003 tarihinde satış yoluyla tekrar davalının ağabeyi …’ya devredildiği; … parsel 5 nolu bağımsız bölümün ise, davalının ağabeyi … adına kayıtlı iken eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu … tarihinde cebri icra yoluyla edinildiği, taşınmazın … tarihinde satış yoluyla davalının ağabeyinin eşi …’e devredildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazların mal rejimin sona erdiği sırada mevcut olması veya tasfiyeye konu malın mevcut olmaması halinde eşin, diğer eşin payını azaltmak kastıyla paylaşmadan önce bir malı karşılıksız olarak elden çıkarması veya diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar (TMK m. 4) gibi devirlerin olması halinde tasfiye konu malın varlığının kabulü gerekir.
Diğer yandan, yukarıda açıklanan Dairemizin ilke ve uygulamaları gözönünde tutularak davacının, davalının mal rejiminin devamı sırasında edindiği taşınmazlara katkısını ispatlaması gerektiği olgusu deliller kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, ve taraflarca, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 171,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.