Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7778 E. 2015/1651 K. 02.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7778
KARAR NO : 2015/1651
KARAR TARİHİ : 02.02.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, Yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, keşidecisi … olan, 25.000 TL bedelli çeki otomobil almak amacıyla katılana verdiği, katılan, bankaya çeki sorduğunda çekin karşılığının bulunmadığını öğrendikten sonra keşideciyi aradığında, keşideci, çekin, elinden boş olarak daha önce çalınan çeklerden olduğunu ve çekteki imzanın kendisine ait olmadığını belirttiği, sanık ifadesinde, çeki birinci ciranta olan … isimli kişiden sattığı araç karşılığı aldığını söylediği, ifadesi alınan … isimli kişinin suçlamaları kabul etmediği, böylece sanığın, boş olarak çalınan çeki doldurup katılana vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
Gerçeğin kuşkuyu yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, suça konu çekin ne şekilde sahte olduğunun belirlenmesi için, keşideciye ait yazı ve imza örneklerinin usulüne uygun olarak alınarak, mukayeseye elverişli belge asıllarıyla birlikte kriminale gönderilip, söz konusu çekteki yazılar ile imzanın keşideciye ait olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, ilgili bankaya yazı yazılarak çekin kaybolması ya da çalınmasına dair belgelerin istenerek dosyaya konulması, sanığın, çeki kendisine veren ve birinci ciranta olan … isimli kişinin altmışlı yaşlarda olduğunu, bu kişiye Renault Laguna marka bir araç sattığını, sattığı araç karşılığı çeki aldığını belirtmekle ve … olarak ifadesi alınan kişinin de sanığı ve katılanı tanımadığını, sanığa böyle bir çek vermediğini belirtmekle, ifadesi alınan bu kişinin, sanığın bahsettiği kişi olup olmadığının belirlenmesi için, mahkemede yüzleştirme yapılması, mümkün olmadığı takdirde, … isimli kişinin teşhise elverişli olan ve bütün yönlerden çekilmiş yeni fotoğraflarının temin edilerek kesin teşhisinin sağlanması, sanığın yeniden ifadesinin alınarak, hangi aracını, hangi tarihte … isimli kişiye sattığı, buna dair belgelerin olup olmadığı hususlarının sorulması, ilgili belgelerin ve tescil evraklarının istenerek dosyaya konulması, sanığın bahsettiği kişinin ifadesi alınan … olmadığının anlaşılması halinde ise, … isimli kişinin gerçekte var olup olmadığının araştırılması, bulunması halinde ifadesinin alınarak, suça konu çeki sanığa kendisinin verip vermediğinin sorulması, keşideci ya da sanıkla arasındaki ticari ilişkiye dair belgelerin istenerek dosyaya konulması, yazı ve imza örneklerinin usulüne uygun olarak alınarak, mukayeseye elverişli belge asıllarıyla birlikte kriminale gönderilip, söz konusu çekteki yazılar ile imzanın bu kişiye ait olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, keşidecinin çeklerinin çalınmasına dair soruşturma dosyasının getirtilip incelenerek onaylı suretinin dosyaya konulması, sanığa atılı resmi belgede sahtecilik suçuna konu teşkil eden çekin aslının dosyaya getirtilerek, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu çekin mahkeme heyeti tarafından incelenip özelliklerinin zapta geçirilmesi, bu şekilde, sahtecilikte aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinden sonra, çekin ne şekilde sahte olduğu, sanığın çeki ne şekilde ele geçirdiği hususlarının da karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.