Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4941 E. 2015/11860 K. 11.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4941
KARAR NO : 2015/11860
KARAR TARİHİ : 11.11.2015

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2014 tarih ve 2013/147-2014/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “…” isimli ürün için … nezdinde ruhsat başvurusunda bulunduğunu, bu aşamada davalıya ait … sayılı patent belgesini ihlal etmediğini saptadığını ve 551 sayılı KHK’nın 149. maddesi uyarınca işbu davanın açıldığını, müvekkiline ait ürünün formülasyon ve üretim prosesinin hiçbir aşamasında kenetleyici ajan kullanılmadığını ve davalının patent belgesi ile korunan unsurlardan farklı olduğunu, dolayısıyla müvekkili ürününün davalı patentini ihlal etmediğini ileri sürerek, müvekkili ürününün ve fiillerinin davalı adına koruma altına alınmış olan … sayılı patente tecavüz etmediğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını ve davanın mevsimsiz açıldığını, ilaç ruhsatlandırma aşamasında, ilaçla ilgili değişiklik taleplerinin yapılabilme ihtimali göz önünde bulundurulduğunda, başvuru işlemleri tamamlanmadan davanın görülmesi ve karara bağlanmasının, dava konusu ürün için yapılan başvuruda bir değişiklik olduğu taktirde ileride telafisi mümkün olmayacak sonuçlara yol açacağını, davacıya ait ürünün tüm teknik özelliklerinin kararda gösterilmesi gerektiğini, davacı ürünün müvekkili patentine bire bir ya da eşdeğer tecavüzünün bulunup bulunmadığı, sülfirik asitin müvekkiline ait patent ile korunan kenetleyici ajan işlevini yerine getirip getirmediğinin tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ruhsata konu olan “…” ticari isimli ürünlerinin, … sayılı patentte koruma altına alınan bileşimden ve kullanımdan farklı olduğu ve davalının patentine bire bir veya eşdeğer tecavüzün söz konusu olmadığı, sülfirik asitin kenetleyici ajan olarak kullanılmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile … nezdinde inceleme yapılan 23.10.2014 tarihi itibariyle davalının … sayılı patentine tecavüz etmediğinin tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının … nezdinde ruhsat başvurusunda bulunduğu ürünlerin davalıya ait patente tecavüz etmediğinin tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 114/h maddesinde hukuki yarar dava şartları içerisinde gösterilmiş olup, aynı Yasa’nın 115. maddesinde hakimin açılan davada hukuki yararın bulunup bulunmadığını davanın her aşamasında re’sen gözeteceği belirtilmiştir.
551 sayılı KHK’nın 75/f maddesi hükmüne göre ilaçların ruhsatlandırılması ve bunun için gerekli test ve deneyler de dahil olmak üzere ruhsat konusu buluşu içeren deneme amaçlı fiiller patent hakkı kapsamı dışında bırakıldığından anılan fiiller 551 sayılı KHK’nın patent haklarına tecavüz fiillerini düzenleyen KHK’nın 136. maddesinde tecavüz teşkil eden fiiller arasında sayılmamıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden davacının Sağlık Bakanlığı nezdinde yaptığı ilaç ruhsat başvurusunun henüz sonuçlandırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, ruhsat başvurusunun bulunduğu aşama ve Dairemizin 2014/6103 E-2014/11843 K, 2015/289 E- 2015/4864 K. sayılı ilamları da gözetilerek davacının dava açmakta korunmaya değer bir hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.