Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7403 E. 2015/753 K. 20.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7403
KARAR NO : 2015/753
KARAR TARİHİ : 20.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, 01/01/2007 tarihine kadar satın alma ve satış elamanı olarak katılan şirkette çalıştığı, şirket tarafından kendisine verilen … Matbaacılık ve Ltd. Şti. den 120.000 adet ürün etiketinin bastırılmasına dair verilen talimat uyarınca sanık tarafından sipariş verildiği, Mikado matbaacılık tarafından belirtilen miktarda ürün etiketinin basılarak katılan şirkete gönderildiği bunun üzerine katılan şirket tarafından toplam. 10.266TL tutarında 2.266TL nakit, geriye kalan 8.000TL’ si de 3 adet çek olarak … Matbaacılık Ltd. Şti.’ne ulaştırılmak üzere sanığa verildiği, kendisine verilen nakit para ve çeklerin adı geçen şirkete vermeyip uhdesinde tuttuğu, sanığın sahte olarak Mikado Matbaacılık ve Ltd. Şti. adına iki adet sahte tahsilat makbuzu düzenlediği iddia edilen olayda;
1-Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezasının
belirlenmesine esas temel tam gün birim sayısının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “200 gün”,ve “4.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, yine hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanığın gerekçeli kararda mahkemenin kabulüne göre; 305 nolu 17/10/2006 tarihli 3750 TL lik tahsilat makbuzunun .. Tic. Ltd. Şti tarafından düzenlenmediği, sanığın bu şekilde hizmet nedeniyle görevi kötüye kullandığı ve bir adet sahte makbuz düzenlediğinin anlaşıldığı denilmesine rağmen mahkemede dinlenilen tanık …’un suça konu edilen makbuzlar gösterilerek sorulduğunda “size gösterdiğim ve elinizde bulunan 0000305 nolu 17.08.2006 tarihli tahsilat makbuzunu ben kendim kestim.ve… beye ellerimle verdim. Diğer 0000110 numaralı makbuzdaki imza şirket müdürü… imzasını taşımaktadır ” şeklindeki beyanı ve 0000110 numaralı makbuzundaki imzanın sanığa ait olduğu hususunda kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin belirtilmesi karşısında, özel belgede sahtecilik şuçunu işlediğine dair delil bulunmadığından beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre;
1-Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/4. maddesi uyarınca anılan yasanın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-Adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında “Sanığın kişiliği, yargılama sırasında pişmanlık duymadığı gözetilerek 50. maddenin uygulanmasına yer olmadığına” denilmesine rağmen, bu defa “Sanığın sabıkasız oluşu, sosyal durumu, olayın oluş biçimi ve yargılama sürecindeki iyi hal ve davranışları nazara alındığında ve cezası ertelendiğinde bir daha suç işlemeyeceği konusunda mahkememizce yeterli kanaat hasıl olduğundan” denilmek suretiyle hapis cezasının ertelenmesine karar verilerek gerekçelerde çelişkiye düşülmesi,
3-5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, aynı maddenin 6.fıkrası gereğince “Sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda bir kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilip giderilmediği” hususlarını irdeleyen gerekçeye dayandırılması gerektiği halde, sanığa yüklenen suçun niteliği itibariyle maddi bir zarar bulunmadığı gözetilmeden, anılan maddeye yanlış anlam verilerek zararın karşılanmadığından bahisle, 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesiyle değişik CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin hükmün sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.