Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/9712 E. 2015/12010 K. 16.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9712
KARAR NO : 2015/12010
KARAR TARİHİ : 16.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/03/2015 tarih ve 2014/476-2015/123 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka nezdinde genel kredi sözleşmesine binaen kredi kullandığını, erken ödeme yaparak krediyi kapattığı halde, hukuka aykırı olarak kapama komisyonu adı altında kesinti yapıldığını ileri sürerek, 50.000,00 TL’nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan işlemin kanuna uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı tarafından kullanılan ticari kredinin erken kapatılması üzerine, davalı tarafından erken kapama komisyonu adı altında 50.000,00 TL kesinti yapıldığı, ticari kredi için alınan erken kapama komisyonu ücretinin yazılmamış sayılması ve bu tür kesintinin genel işlem şartına aykırı olarak yazıldığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekilleri vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı Banka tarafından davacıya kullandırılan kredi nedeniyle kapama komisyonu adı altında tahsil edilen ücretin istirdadı istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 36/6 maddesinde, müşterinin talebi halinde Banka’nın kendi mevzuatı ve belirleyeceği esaslar çerçevesinde borcun tamamının vadeden önce kapatılmasını kabul edebileceği, Banka’nın borcun tamamının ödeneceği tarihteki ana para borcu ile o tarihe kadar işlemiş faizini, KKDF, BSMV, gider vs. toplamını ayrıca ödeme tarihindeki kalan anaparanın yüzde 2’si oranında cezai faizi hesaplayarak tahsil edebileceği sözleşme uyarınca davalı bankanın davacıdan her türlü masraf, vergi harç ve sair giderleri tahsil edebileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece sözleşmedeki erken kapama komisyonu ücretine dair hükmün genel işlem şartına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulları, ancak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacak olup taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 15.06.2011 tarihinde akdedildiği göz önüne alındığında mahkemenin yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
6762 sayılı TTK’nın 22. (6102 sayılı TTK’nın m. 20) maddesi uyarınca tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir. Davalı banka tacir olup dava konusu kredi davalının ticari işletmesiyle ilgili işlemlerindendir. Yukarıda da bahsedildiği üzere taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin 36/6. maddesinde sözleşme uyarınca davalı bankanın davacıdan her türlü masraf, vergi harç ve sair giderleri tahsil edebileceğine değinilmiştir. Somut olayda; davalı tarafından verilen kredi nedeniyle ücret istenebileceği sabit ise de mahkemece, kredi sözleşmesi, banka kayıtları ve konuya ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının tahsil ettiği tutarın uygun olup olmadığı konusunda uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdii ile bilirkişi raporu alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Kabule göre, mahkemece, davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.