Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/4356 E. 2015/12030 K. 16.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4356
KARAR NO : 2015/12030
KARAR TARİHİ : 16.11.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.11.2014 tarih ve 2014/757-2014/438 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 23.01.2009 tarihinde davalı … kanalıyla mal bedeli karşılığı akreditif açtığını, davalı bankanın yatırılan paradan gerekli masraf ve ücretleri tahsil ettiğini ve hesabı kapattığını, davalı bankanın müvekkili şirketinin 174,00 TL borçlu olduğundan bahisle …’ye bildirimde bulunduğu, bu nedenle ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek, 175,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve ödenmiş olmakla istirdatına, 7.100,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile imzalanan sözleşme gereği yurt dışında bulunan muhabir banka tarafından 30.01.2009 tarihinde müvekkili bankaya 110 USD teyit masrafı yansıtıldığını, masrafın müvekkilince ödendiğini ve masrafın davacı şirket hesabına borç olarak kaydedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; dava dışı yurt dışındaki bankanın komisyon alması nedeniyle, davalı banka tarafından bu komisyon tutarının davacı hesabına borç kaydedilmek suretiyle davacının borçlandırıldığı ve borç bakiyesinin ödenmemesi üzerine durumun …’na bildirildiği, ödenmeyen 110 USD teyit masrafı karşılığı 174,00 TL’nin … Kredi-Risk ve Protestolu Senet İşlemleri Genelgesi ile Bankalar ve Diğer Mali Kuruluşların Müşterilerinin Risk İşlemleri Hakkında Yönetmelik Hükümleri uyarınca davalı banka tarafından Merkez Bankası’na bildirilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, ancak bu bağlamda davacı şirketin ticari itibarının zedelendiği ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle takdiren 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 175,00 TL borçlu olmadığının tespiti ve istirdadına yönelik talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 10.12.2014 tarihi itibariyle 1.890.00 TL’dir. Dava dilekçesinde 7.100,00 TL manevi tazminata karar verilmesi istenilmiş, mahkemece, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Mahkemece kabul edilen miktar, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankanın …’na risk bildirimi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu miktar, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de belirtildiği üzere takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar açıkça gösterilmelidir. Bunlar her somut olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri, karar yerinde objektif bir biçimde göstermeli ve bu takdir hakkını MK’nın 4. maddesine göre hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanmalıdır. Somut olayda, davalı bankanın 175,00 TL borç bakiyesini davacı şirkete bildirmeden, Merkez Bankası’na risk bildiriminde bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre davalı bankanın kusuru dikkate alındığında davacı şirket lehine takdir edilen manevi tazminat miktarı azdır. Açıklanan hususlar ve diğer etkenlerin tümü birlikte değerlendirilerek hakkaniyet ilkesi de dikkate alınıp daha makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hakkaniyete uygun olmayan miktarda manevi tazminata karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 27,70 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.