YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7426
KARAR NO : 2015/770
KARAR TARİHİ : 20.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma
olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık ..’nin fındık alıp sattığı ve olay döneminde sanığın katılan …dan fındık satın aldığı, bu alışveriş karşılığında .. Bankası’na ait 30/10/2009 keşide tarihli, keşidecisi … Mühendislik şirketi olan hamiline yazılı 13.000TL meblağlı çeki katılana verdiği, katılanın iş bu çeki bankaya ibraz ettiğinde çekin sahte bir çek olduğunu öğrendiği, sanığın bu yolla katılanı resmi belge niteliğinde sahte çek tanzip edip vererek dolandırdığı iddia olunan somut olayda;
1- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılanın beyanlarında sanık ile aralarında eskilere dayanan mevcut bir ticari ilişkilerinin olduğu, sanığın katılandan fındık aldığı ve alım esnasında dosyada bulunan kartivizi verip ödemeyi ona göre yapacağını söylediği, önceki ticari ilişkilerinde oluşan güven ile katılanın buna inandığı ve herhangi bir çek vs. istemediği, aradan zaman geçmesine rağmen sanık bu alışverişe konu borcu ödemeyince katılanın Haziran 2009’da sanığın yanına gidip alacağını istediği, sanığın bir müddet zaman istediği ve yaklaşık 2 ay sonra Ağustos 2009 tarihinde sahteliği ekspertiz raporu ile sabit olan 13.000TL’lik çeki fındık parası olarak yolladığının sabit olduğu, bu kapsamda söz konusu sahte çekin doğmuş bir borca mukabil sonradan verildiği, Yargıtay C.G.K’nın 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağının belirtilmesi karşısında, suça konu çekin katılana önceden doğan borç nedeni ile sonradan düzenlenerek verilmesi sebebi ile, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi,
2- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık tarafında katılana verilen ve sahte olduğu ekspertiz raporu ile sabit olan çek incelendiğinde keşide yerinin yazılı olmadığı gibi keşide yerinin neresi olduğunun tespit edilemediği bu kapsamda, kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup Yargıtay İBK’nın 14.12.1992 tarih ve 1/5 sayılı kararında da açıklandığı üzere 6762 sayılı TTK’nın 692/5.maddesi gereğince çeklerde bulunması zorunlu olan keşide yerinin bir duraksamaya meydan vermeyecek biçimde açık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Somut olayda, suça konu çekin keşide yerinin hiç yazılmamış olması nedeniyle özel belge niteliğinde bulunduğu gözetilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/01/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.