YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6262
KARAR NO : 2015/13700
KARAR TARİHİ : 21.12.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.11.2014 tarih ve 2013/225-2014/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, borsa yatırımcısı olan müvekkilinin davalı hisselerinden satın aldığını, şirketin bir adet hisse değerinin 2 yılda 430,00 TL’den 29,00 TL’ye düştüğünü, davalıların yönetim kurullarının kötü niyetli haksız kazanç aktarımları ve menfaat teminleri nedeniyle bu sonucun ortaya çıktığını ayrıca yapılan resmi açıklamalarla yatırımcıların aldatıldığını ve hisselerle ilgili karar verme yetkilerinin tesir altına alındığını, hisse satışı ve sermaye artırımı konusunda usulsüzlükler yapıldığını, 6102 sayılı TTK’nın 371/5. maddesine göre temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirketin sorumlu olduğunu, davalı derneğin de davalı şirketin hakim ortağı olduğunu, yönetim kurulunu seçecek güçte bulunduğunu, müvekkilini zarara uğratan fiillerin bir kısmının dernek eliyle meydana getirildiğini ileri sürerek, gerçek zarar ve tazminat tutarı belirlenerek şimdilik 5.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, husumet itirazı ve zamanaşımı def’inde bulunmuş, davanın esası yönünden ise davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı dernek arasında her hangi bir hukuki ilişkin bulunmadığı, davacının satın aldığını bildirdiği hisse senetlerinin şirkete ait olduğu, dernek ile ilişkilendirilemeyeceği, derneğin de davacı gibi davalı şirketin paydaşları arasında yer aldığı, sadece yöneticilerinin aynı olmasının derneğe karşı sorumluluk davası açılmasına gerekçe teşkil etmeyeceği, şirket ortağı zarar gördüğünden bahisle şirkete değil, şirkete ödenmesi kaydıyla zarar verici işlemlerin faili şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerine karşı TTK’nın 553 ve 554. maddesi çerçevesinde talepte bulunabileceği, davacının üçüncü kişi olmayıp hisse senedi nedeniyle, zarar gördüğünü belirttiği tarih itibariyle paydaş sıfatına sahip olduğu, bu nedenle şirkete karşı zarar gören sıfatıyla doğrudan doğruya tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava; haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı 06.02.2015 tarihinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesi ise 06.03.2015 tarihinde davalılar vekiline tebliğ edilmiştir. Davalılar vekili 18.03.2015 tarihinde yasal süresinden sonra sunduğu katılma yoluyla temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz etmiştir. HUMK 432/4. maddesine göre yasal süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda karar verilebileceğinden, davalılar vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Mülga 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 15/4. maddesine göre de şirkete veya şirket ortağına dava açılamayacak olup, ancak yönetim kurulu üyeleri ve temsilcisi oldukları tüzel kişiler, şirket denetçileri, bağımsız denetimi yapanlar ve bağlı oldukları gerçek ve tüzel kişiler aleyhine dava açılabilecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.