Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6057 E. 2015/3684 K. 17.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6057
KARAR NO : 2015/3684
KARAR TARİHİ : 17.03.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/10/2013 tarih ve 2010/220-2013/1005 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/03/2015 günü hazır bulunan davacı asil …. ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde 3 ayrı mevduat hesabı bulunduğunu, davalı bankadan para çekme yetkisi sadece müvekkile ait olup bu konuda kimseye yetki vermediğini, davalı banka kanalı ile yaptığı bir kısım ödemelerin yapılmadığını öğrenmesi üzerine bankaya müracat ettiğinde bilgisi dışında para çekildiğini farkettiğini, ödeme dekont ve talimatlardaki imzaların müvekkile ait olmadığının anlaşıldığını, ödemelerin müvekkilin çalışanı … Su veya başkasına yapılmış olduğunu farkettiğini, 2007, 2008 ve 2009 yılı içinde müvekkilinin hesaplarından müvekkilin rızası dışında ödeme ve çıkışlar yapıldığını, davanın konusu 01.01.2007 tarihinden hesapların son hareket tarihine kadarki dönem olup bu dönemdeki dekont, talimat eklerinin incelenmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 250.000,00 TL’nin, ıslahla 332.663,60 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesabından davacının talimatı ile muhasebecisinin işlemler yaptığını, davacının muhasebecisi … Su’ya yapılan ödeme ve işlemlerden davacının haberdar olduğunu, davacının imzası ile yapılmayan işlemlerden sonra davacının bizzat bankaya gelerek işlemler yaptığını, bu sırada hesabında yapılan işlemlerden haberdar olduğunu, daha önce yapılan işlemlere icazet niteliğinde bulunduğunu, davacının 2-3 yıl boyunca dava konusu işlemlerden haberdar olmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, 2-3 yıl boyunca hiçbir denetim ve kontrol mekanizması işletmemesinin yapılan işlemlere icazet niteliği taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, Adli Tıp Kurumu ve Polis Kriminal Laboratuarı Müdürlüğü’nden alınan raporlarda davacının imzası olmayıp başka kişi veya kişilere ait imzalar içeren dekontlar tespit edildiği, banka yetkililerinin yapılan tediye, tahsil ve mahsup işlemlerinde vekaletname yerine talimat kullandığı, bu tür işlemleri teyit amacıyla suret dekont düzenleyerek davacıya imzalatmadığı ve ödemelerle ilgili bilgi vermediği, davacının davalı banka nezdindeki hesaplarından toplam 351.600,60 TL’nin sahte imza ile bilgisi ve talimatı dışında çekildiği, davacının hesaplarından usulsüz işlemler sonucu çekilen paralardan davacının müterafik kusuru olduğuna dair davalı banka tarafından herhangi bir belge ve delil sunulamadığı, güven kurumu olan bankanın hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu gerekçesiyle 29/08/2013 tarihli rapor uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından 2007, 2008 ve 2009 yıllarında kendi imzasını içermeyen talimat ve ödeme dekontlarına dayalı olarak para çekildiği iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan 3 ayrı mevduat hesabından işlem yapmak üzere hiç kimseye yetki vermediği halde bilgisi ve talimatı olmadan işlemler yapıldığını, bu işlemleri de müvekkilinin muhasebecisi olarak çalışan … Su veya üçüncü kişilerin yaptığını iddia etmiş, davacı … ceza dosyasında savcılık ve yargılama aşamasında müşteki olarak verdiği ifadelerinde “dava dışı … Su’nun 2-3 yıldır işletmesinde muhasebeci olarak çalıştığını, bankada işlem yapılacağı zaman yazılı talimat hazırlayıp … Su’ya verdiğini, … Su’nun da bu talimatlarla işlem yaptığını, birkaç defa şehir dışına çıktığında bankaya şifahi talimat verip faks da çekmek suretiyle … Su tarafından işlemler yapıldığını, bunun dışında sürekli kendisinin verdiği yazılı talimatlarla işlem yaptığını” belirtmesine rağmen ceza dosyası ve işbu dosya kapsamından … Su tarafından pek çok işlem yapıldığı anlaşılmıştır. Yapılan işlemlere ait dekontların bir kısmında davacı ve onun muhasebecisine ait olmayan imzalar ve hiç imzasız işlemler de tespit edilmiştir. Henüz kesinleşmemekle birlikte Silifke Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/213 E. 2012/93 K. sayılı ilamında müşteki Turgay Şahutoğlu’nun sanık … Su’yu fiilen zımni mümessili olarak kullandığı kabul edilerek … Su hakkında beraat kararı verilmiş ve dosyanın temyiz aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
Davalı banka vekili yargılamanın başından itibaren davacının hesabında yapılan işlemlerin davacının talimatı doğrultusunda muhasebecisi tarafından yapıldığını, davacının, muhasebesi … Su tarafından yapılan tüm işlemlere vakıf olduğunu, davacının eli ürünü olmadığı tespit edilen tüm talimat, dekont ve tediye fişlerinden sonraki tarihlerde davacının bizzat bankaya gelerek işlemler yaptığını ya da davacının şahsi borcu için veya işletmesinin borcu için yapılmış ödemeler bulunduğunu, davacının vakıf olduğu işlemlere uzun süre sessiz kalmasının icazet niteliğinde olduğunu savunmuştur.
Bu durumda mahkemece, anılan savunmalar üzerinde durularak davacıya ait olmayan imzalarla gerçekleştirilmiş olmakla birlikte davacının şahsi borçları için veya davacının işletmesinin borçlarını ödemek için yapılan işlem ve ödemelerden dolayı davalı bankanın sorumlu tutulmayacağı, yine davacının muhasebecisi tarafından yapılan 2007-2009 yılları arası üç yıl gibi uzunca bir süreçte miktar itibariyle de küçümsenmeyecek kadar yüksek meblağlı işlemlerden sonra davacının da pek çok kez bizzat bankaya giderek işlemler yaptığı iddiası nazara alındığında bankaya sorumluluk yüklenip yüklenmeyeceği, davacı ve muhasebecisi … Su’ya aidiyeti tespit edilemeyen ya da hiç imza taşımayan işlemler bakımından davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilecek ise de bu durumda da 2007’den 2009’a kadar 3 yıllık süreçte bu kadar yüksek meblağlı zararın farkedilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı ve dava konusu edilen işlemlerden sonra davacının bizzat yaptığı işlemlerin icazet niteliğinde bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmadan, gerektiğinde bilirkişi raporu alınıp ceza dosyasının sonucu beklenmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.