YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6966
KARAR NO : 2015/816
KARAR TARİHİ : 20.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
İzotaş minibüs hattında minibüs şoförü olarak çalışan şikayetçi ile yolcu olarak binen sanığın tanıştıkları,şikayetçinin iş aradığını öğrenen sanığın kendisini… Üniversitesi Hastanesinde cerrah olarak tanıtıp şikayetçiye üniversitede iş bulabileceğini söylediği, sabıka kaydı, nüfus cüzdan fotokopisi, sağlık belgesi ve fotoğraflarını aldığı ayrıca harç parası olarak 63 TL istemiş ise de, şikayetçinin üzerinde para bulunmadığından 63 TL’yi tahsil edemediği, ayrıca şikayetçinin sim kartını da bu işleri takip etmek üzere aldığı, bilahare şikayetçinin dolandırıldığını anlayınca sanık hakkında şikayetçi olduğu, sanık yakalandığında müştekiye ait sim kart ve fotoğraf ve evrakların sanığın üzerinde bulunduğu anlaşılmakla, dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108-152 sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün”, “30 gün”, “25 gün” ve “500 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.