Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/431 E. , 2022/664 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/431
Karar No : 2022/664
YETKİLİ YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ KARARI
İzmir ili Beydağ ilçesinde çiftçilik yapan … tarafından, 2020 yılı Nisan döneminde yapılan buzağı destekleme ödemesi üzerinden, %2 oranında yapılan gelir vergisi kesintisinin kaldırılması ile kesilen tutarın iadesi istemiyle açılan ve … Malmüdürlüğü husumetiyle görülen davada; İzmir … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla yetkili vergi mahkemesinin belirlenmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 43. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca Danıştay Başkanlığına gönderilen dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; 2020 yılında davacıya yapılan buzağı destekleme ödemesi üzerinden %2 oranında yapılan gelir vergisi kesintisinin kaldırılması ile kesilen tutarın iadesi istemiyle açılan davada; Ankara … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla “dava dilekçesi ve eki belgelerin incelenmesinden, dava konusu gelir (stopaj) vergisinin, davacıya ödeme yapan bankanın bağlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünce tahakkuk ettirildiği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun’un vergi uyuşmazlıklarında yetkiyi belirleyen 37. maddesinin (a) bendi gereği vergiyi tahakkuk ettiren Vergi Dairesi Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesi olan İzmir Vergi Mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünde yetkili olduğu” gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine, dosyanın davaya bakmakla yetkili olan İzmir Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği; İzmir … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla da “Mahkemelerince verilen ara kararlara ilişkin cevabi yazıların incelenmesinden, davacıya ait destekleme ödemesinin 01/01/2021 tarihinden sonra Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili Genel Müdürlüğünce yapıldığı, destekleme ödemeleri üzerinden kesilecek gelir vergisinin de Merkez Saymanlık Müdürlüğünce doğrudan Hazineye irat kaydedildiği, dolayısıyla davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirilen ve ödenen bir vergi bulunmadığından, 2577 sayılı Kanun’un 37. maddesinin (a) bendi gereği uyuşmazlığın çözümünde Tarım ve Orman Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki Ankara Vergi Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varıldığı” gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine, yetkili mahkemenin belirlenmesi için dosyanın Danıştay Başkanlığına gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
5488 sayılı Tarım Kanunu’nun tarımsal destekleme araçlarına ilişkin 19. maddesinin (a) bendinde, üreticilere, tarımsal üretim amacıyla işledikleri araziler için Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen birim ödeme miktarı üzerinden, doğrudan ödeme yapılacağı, doğrudan gelir desteği ödemelerine ilişkin esas ve usûllerin, bu Kanun’un temel yapısıyla çelişmeyecek şekilde, her yıl Kurulun tavsiyesi ile Bakanlık tarafından çıkarılacak uygulama tebliğleri ile belirleneceği düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun’un 21. maddesinde de, tarımsal destekleme programlarının finansmanının, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda çıkarılan 2019/54 sayılı Hayvansal Destekleme Ödemeleri Uygulama Tebliği’nin 4. maddesinde buzağı destekleme ödemesi yapılmasının usul ve esasları belirlenmiş, işlemlerin Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) ile il/ilçe müdürlüklerince yürütüleceği öngörülmüş, 24. maddesinin 1. fıkrasında da, destekleme ödemelerinin bütçede hayvancılığın desteklenmesi için ayrılan ödenekten karşılanacağı, bütçe imkanları çerçevesinde, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Banka aracılığı ile ödeneceği belirtilmiştir.
Anılan düzenlemeler uyarınca, Ziraat Bankası aracılığıyla yapılan destekleme ödemelerine ilişkin gelir (stopaj) vergisi kesintileri, 2019 yılına kadar Ziraat Bankasının ilgili şubesi kanalıyla ödemenin yapıldığı yerdeki vergi dairesine beyan edilmek suretiyle gerçekleştirilmekte iken, Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporunda çiftçilere yapılan destekleme ödemeleri üzerinden yapılan gelir vergisi kesintilerinin muhasebe kayıtlarına yansıtılmamasının eleştiri konusu yapılması üzerine merkez saymanlık tarafından yerine getirilmeye başlanılmıştır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 52. maddesinde, zirai faaliyetten doğan kazancın zirai kazanç olduğu belirtildikten sonra, zirai faaliyetin tanımına yer verilmiş, 53. maddesinin 1. fıkrasında, çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların, bu Kanun’un 94. maddesine göre hasılatları üzerinden, tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği öngörülmüş, 94. maddesinin 11. fıkrasında, çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden tevkifat yapılacağı düzenlenmiştir. Yine aynı maddede, tevkifatın istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben yapılacağı öngörülmüş, Kanun’un 100. maddesinde de, genel bütçeye dahil idare ve müesseselerin yaptıkları vergi tevkifatı için beyanname vermeyecekleri belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun vergi uyuşmazlıklarında yetkiyi belirleyen 37. maddesinde, “Bu Kanuna göre vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme:
a) Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen,
b) Gümrük Kanununa göre alınması gereken vergilerle Vergi Usul Kanunu gereğince şikâyet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren,
c) Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasında, ödeme emrini düzenleyen,
d) Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan dairenin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir.” hükmü yer almaktadır.
Anayasanın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen hak arama hürriyetinin de unsurlarını teşkil etmektedirler (Anayasa Mahkemesinin 19/1/2012 tarihli ve E.2011/43, K.2012/10 sayılı kararı).
Bu alt ilkelerin başlıcalarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilme ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilme anlamına gelmektedir.
AİHM, mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/01/2003, par. 34). Mahkemelerin usûl kurallarını uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek katı şekilcilikten, öte yandan Kanunla öngörülmüş olan usûl şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmaları gereklidir (Walchli / Fransa, B. No: 35787/03, par. 29). Usûl kurallarının, hukukî güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine hizmet etmek yerine, kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmeleri durumunda mahkemeye erişim hakkı ihlâl edilmiş olacaktır (Efstathiou / Yunanistan, B. No:36998/02, par.24).
Adil yargılanma hakkının bir başka alt ilkesi de makul sürede yargılanma hakkıdır. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması olup, hukuki uyuşmazlıkların çözüm sürecini uzatarak çoğu zaman elde edilecek hükmün yararını ortadan kaldıran bir yargılama, adaletin yerine getirilmesindeki etkililiğe ve güvenliğe zarar vermektedir (Apicella/İtalya [BD], B. No: 64890/01, 29/03/2006, par. 116; Anayasa Mahkemesinin Bireysel Başvuru Kararı, B. No: 2013/4701, 23/1/2014, par. 42).
Bu kapsamda, makul sürede yargılanma hakkı, Anayasanın 141. maddesinin 4. fıkrasında ayrıca düzenlenmiş olup, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevi olduğu belirtilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacının İzmir ili Beydağ ilçesinde çiftçilik faaliyetinde bulunulduğu ve Ziraat Bankası İzmir Beydağ Şubesi aracılığıyla, buzağı destekleme ödemesi yapıldığı, yukarıda yer alan mevzuat uyarınca destekleme ödemelerine ilişkin iş ve işlemlerini yürütme yetkisinin, Tarım ve Orman Bakanlığına ait olduğu ve ödemelerin, anılan Bakanlığın bütçesinden karşılandığı, bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığınca vergilendirme yetkisi uyarınca para ödeme ya da tahsilat yapma şeklinde işlem tesis edilmediği anlaşıldığından ve dava konusu kesintinin esasen davacı tarafından elde edilen zirai kazancın vergilendirilmesi niteliğinde olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, uyuşmazlık konusu destekleme ödemeleri üzerinden kesilen gelir vergisi Merkez Saymanlık Müdürlüğünce doğrudan Hazineye irat kaydedildiğinden, davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine ödenen bir vergi bulunması da beklenemeyeceği gibi, sırf bu nedenle, zaten destekleme ödemesi suretiyle mali durumu gözetilen çiftçiye, bağlı bulunduğu vergi dairesine karşı bulunduğu yerde dava açamayıp Ankara’da dava açma külfetinin yüklenmesinin yukarıda izah edildiği üzere mahkemeye erişim hakkı ile davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasına ilişkin ilkeleri de kapsayan makul sürede yargılanma hakkının da ihlali sonucunu doğuracağı da açıktır.
Bu kapsamda, davacının mahkemeye erişiminin en kolay ve en az yargılama gideriyle sağlanması ve benzer nitelikteki davaların ülke genelinde dengeli dağılımı sağlanmak suretiyle makul sürede yargılanmanın temin edilmesi gerekliliği de dikkate alınarak, uyuşmazlığın esasen davacı tarafından elde edilen zirai kazancın vergilendirilmesine ilişkin olması itibarıyla, bu davanın çözümüne ilişkin, 2577 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca davacının bağlı olduğu vergi dairesinin bulunduğu yer olan İzmir Vergi Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığı çözümlemekle İzmir Vergi Mahkemesinin yetkili kılınmasına, dava dosyasının İzmir Vergi Mahkemesine gönderilmesine, kararın ilgili Mahkeme ve taraflara tebliğine, 01/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.