Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/1270 E. 2015/13764 K. 22.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1270
KARAR NO : 2015/13764
KARAR TARİHİ : 22.12.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.07.2014 tarih ve 2014/172-2014/187 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.12.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 15.09.2010-11.07.2011 tarihleri arasında müvekkil şirkette medikal araştırmacı olarak görev yaptığını, rekabet yasağı ve gizlilik taahütnamesi isimli sözleşmeleri imzaladığını, davalının iki sene boyunca …. bölgelerinde aynı iş dalında faaliyette bulunmamayı kabul ettiğini, görev yaptığı süre içinde şirketin hangi maddeler üzerinde araştırma yaptığını, gelecek planlarını, araştırmalarda hangi yöntemlerin kullanıldığını ve ticari sır niteliğindeki bilgilere vakıf olduğunu, davada 818 Sayılı BK’nın 348, 349, 351 ve 352. maddesinde düzenlenen şartların bulunduğunu, davalının sözleşme hükümlerine rağmen dava dışı ….’de aynı görev ile çalışmaya başladığını ileri sürerek, şimdilik 1.000 TL cezai şartın tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, müvekkilinin sözleşmelerden haberdar olmadığını, davalının her türlü ticari ve şahsi ilişkileri bilmesinin mümkün bulunmadığını, düzenlemenin çalışma hürriyetine aykırı olduğunu, davacı şirkette fiyatlandırma ve geri ödeme uzmanı olarak görev yaptığını, dava dışı şirkette ise kurumsal ilişkiler uzmanı olarak çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının somut olarak rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kollarının farklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi kapsamında açılmış rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. BK’nın 348’inci maddesi “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfus etmek hususlarında işçiyle müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasına ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memnuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfusundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar hükmüne sebebiyet verebilecek ise caizdir hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Aynı Kanun’un 349. maddesi ise bu yasağın, ancak işçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini menedecek biçimde zaman, yer ve işin nevi yönünden halin icabına göre uygun bir hudut dahilinde şart edilmiş olması halinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. Nitekim, davadan sonra yürürlüğe giren TBK’nın 444. ve devamı maddelerinde de aynı hususlar düzenlenmiştir.
Somut olayda, davalı taraf, davacı firmada medikal araştırmacı olarak görev yaparken 11.07.2011 tarihinde işten ayrılmış, bilahare dava dışı ilaç firmasında kurumsal ilişkiler uzmanı olarak göreve başlamış, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinde ise davalının herhangi bir nedenle işten ayrılmasından sonra 2 yıl içerisinde … illerinde davacı firmanın iş dalında çalışamayacağı, aksi halde en son aylık brüt maaşın 10 katı tutarında cezai şart uygulanacağı hüküm altına alınmış, mahkemece davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin ispatlanamadığı, davalının çalıştığı iş kolunun farklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davalı taraf ilaç firmasındaki konumu itibariyle 818 Sayılı BK’nın 348/2. maddesi uyarınca, davacı firmanın üretim sırlarına, işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olduğu gibi, bu bilgileri kullanması ve işverenin önemli bir zararına sebep olması da kuvvetli ihtimal dahilindedir. Kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşmedeki yer, zaman, işin nevi hususundaki kısıtlamalar BK’nın 349. maddesindeki şartlara uygundur.
Bu itibarla, mahkemece davalının eyleminin rekabet yasağı kapsamında olduğu kabul edilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.