YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1201
KARAR NO : 2015/9588
KARAR TARİHİ : 09.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanıklardan … ilinde emlakçılık yapar olay tarihinde adını … olarak bildiren kişi arayarak … ilçesi Ücret köyünde arazisi olup satmak istediğini söyler, sanık … ise …’da emlakçılık yapan önceden tanıdığı arkadaşı sanık İsa’yı arayarak bu arazi ile ilgili araştırma yapmasını, müşteri bulmasını ister, İsa alıcı olarak katılan … ile görüşür, … satın almaya karar verince iki sanık aralarında görüşüp arsa sahibi olduğunu söyleyen …’le görüşüp vekalet almak için katılan … ile birlikte …’ye giderler burada görüştükleri …’dan … Noterliği’nin 16/05/2007 tarihli vekaletle arsanın satışı konusunda İsa’yı vekil tayin ettiğine dair vekaletnameyi alırlar, 17/05/2007 tarihinde bu defa … Tapu Müdürlüğü’ne giderek satış yapmak istediklerinde, tapu görevlisinin kayıtlardaki ve vekaletnamedeki …’e ait fotoğrafların farklı ve araştırmada vekalet ekindeki nüfus cüzdanının da … Nüfus Müdürlüğün’ce verilmediğin tespit edilmesiyle satış işleminin yapılmaması şeklinde gerçekleştiği iddia olunan eylemde;
1-)Dairemizin bozma kararında da açıklandığı üzere, … adını kullanarak sanıklarla birlikte katılanı dolandırdığı iddia edilen kişinin … Ağır Ceza Mahkemsi7nin 2009/403 esas sayılı dosyasında sanık olan … adlı kişi olduğuna dair iddianın araştırılması açısından,bu kişinin çağrılarak olayla ilgili beyanını alınması ayrıca … adını kullanan kişi olup olmadığı açısından katılan ve sanıklarla yüzleştirilmesi yapılması gerektiği gözetilmeden, … Ağır Ceza dosyasının bu dosyayla ilgisinin olmadığı kabulü ile tahkikatın eksik bırakılması,
2-)Sanıklar hakkında dava açılırken fezleke altına düşülen nottan, başkasına ait kimliği kullanarak noterden vekaletname düzenlenmesiyle ilgili resmi evrakta sahtecilik suçundan … C. Başsavcılığına yetkisizlik kararı verildiğinin anlaşılması ile bu evrak akibeti araştırılarak varsa ortak delillerin tespiti ile dosya içine konularak birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-)Sanık …’in beyanından kendisini … adını kullanarak arayan kişinin kullandığı telefon numaralarının sahibi olan ve adları … tarafından
13/06/2007 tarihli yazıda bildirilen… ve Tea T. …adlı kişilerin suça konu olayla ilgili bilgileri ve görgülerinin tespiti ile tüm bunların sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve taktiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, 09/02/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.