Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7096 E. 2015/927 K. 21.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7096
KARAR NO : 2015/927
KARAR TARİHİ : 21.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158. maddenin ikinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatırı sayıldığını, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere para veya başkaca menfaat almak kabul etmektir. Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun resmi nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün, yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti, suçu nitelikli hâle getirmiştir. Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup
olmadığı, ya da o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı….Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.) olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Sanık …’nın, köy muhtarı olan…’yı arayarak kendisini İçişleri Bakanlığı müsteşarı …nun yardımcısı … olarak tanıtıp, tanıdığı lise mezunu güvenilir bir genç var ise köy hizmetlerinde ihtiyaç olduğunu buraya yerleştirebileceğini söylemesi üzerine köy muhtarının da aynı gün mağduru aradığı, kendisini müsteşar yardımcısı olarak tanıtan sanığın,…’ya mağdurun …’ya gelmesi gerektiğini söylediği, mağdurun …’ya gelerek kendisine verilen telefon numarasından sanığı aradığı, sanığın mağdura ..nın önünde özel kalem müdürünün beklediğini söylemesi üzerine mağdurun Bakanlık binasına giderek görevlilere … ile görüşeceğini söylediği, görevlilerin yaptıkları kontrolde bu isimde birinin çalışmadığını söyledikleri, bu esnada sanığın mağduru tekrar arayarak yolun karşısına geçmesini, özel kalem müdürünün kendisini karşıda beklediğini söylediği, bu şekilde mağdurun sanık … ile buluştuğu, diğer sanığın mağdura tekrar telefon ederek, kendisini geçmişe dönük sigortalı olarak göstereceklerini, bunun için aylık 300 TL’den 1 yıllık olmak üzere 3.600 TL para vermesi gerektiğini söylediği, mağdurun durumdan şüphelenmesi üzerine bulduğu bir fırsatta köy muhtarını arayarak bu şahısları araştırmasını istediği, bu esnada sanık … ve mağdurun 3.600 TL’yi almak üzere bankaya gittikleri, muhtarın yaptığı araştırmada sanığın özel kalem müdürü olmadığını tespit etmesi üzerine, emniyet ekibine haber verdiği ve sanık …’ın bankada henüz parayı almadan yakalandığı, sanık …’ın ifadesinde, mağduru arayan sanığın … olduğunu beyan
ettiği, bu suretle sanıkların kamu görevlileri nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Sanıkların, belli bir kamu görevlisi yanında hatırlarının sayıldığından söz etmeksizin, mağdurla yaptıkları görüşmelerde kendilerini kamu kurumunda çalışan yetkili kişiler olarak tanıtıp mağdurun işe alınmasını sağlayacaklarından bahisle 3.600 TL almaya teşebbüs etmeleri karşısında, sanıkların 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 158/2. maddesi gereğince hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafi ve sanık …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.