Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/19908 E. 2015/22751 K. 01.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19908
KARAR NO : 2015/22751
KARAR TARİHİ : 01.10.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlular hakkında bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlular icra mahkemesine başvurarak sair itirazları ile birlikte yetki itirazında da bulundukları, mahkemece asıl ve birleşen dava yönünden takip dayanağı senetlerde … yetkili kılındığı gerekçesiyle yetki itirazının reddine karar verilerek bilirkişi raporu gereğince diğer itirazların da reddedildiği anlaşılmıştır.
İİK.nun 50.maddesi göndermesiyle, bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK. 6.md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde ancak, TTK’nun 689/3. maddesine (6102 s. TTK’nun 777/3. maddesine) göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde icra takibi yapılabilir. TTK’nun 689/4. maddesi (6102 s. TTK’nun 777/4. maddesi) uyarınca tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono, tanzim edenin adı ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde ise; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Sözkonusu düzenleme ile yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlaşılması gereken, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.
Somut olayda, takip dayanağı bonolarda keşideci ve lehtarın tacir olduklarına ilişkin dosyada belge bulunmadığına göre … (icra dairelerinin) mahkemelerinin yetkili kılındığına dair yetki kaydı geçersizdir. Takip dayanağı bonolarda ayrı bir tanzim yeri
bulunmayıp tanzim edenin adı ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağından tanzim ve ödeme yerinin Akdeniz/Mersin olduğu, örnek 10 ödeme emrinin şikayetçi borçlulara Mersin adresinde tebliğ edildiği görülmektedir.
O halde mahkemece; takip dayanağı bonolarda tanzim yeri ve örnek 10 ödeme emrinin şikayetçi borçlulara tebliğ adresinin Mersin olması nedeniyle yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken senetlerde … yetkili kılındığı gerekçe gösterilerek yetki itirazının reddi ile işin esasının incelenmesi doğru değildir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.