Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/253 E. 2015/12524 K. 05.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/253
KARAR NO : 2015/12524
KARAR TARİHİ : 05.05.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibinde, borçlu vekili 03.07.2014 tarihinde icra mahkemesine başvurusunda, ödeme emrinin müvekkili ile ilgili olmayan bir adrese gönderildiğini bu nedenle tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 03.07.2014 tarihi olarak düzeltilmesini talep etmiş, mahkemece; şikayetin reddine karar verilmiştir.
Tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiasının yasal dayanağı İİK’nun 16.maddesi olup, bu yöndeki şikayet, aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren 7 günlük sürede yapılmalıdır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebligatın usulsüz olması halinde, muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Öte yandan HGK’nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 esas ve 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “….usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. HGK’nun 12.2.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan ettiği tarihin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Somut olayda borçlu adına çıkartılan ödeme emri tebligatının “……” adresinde “muhatabın bulunmaması sebebiyle muhatabın yerine muhatap ile birlikte aynı çatı altında beraber ve sürekli ikamet eden ehliyetli ve reşit yeğen…. imzasına tebliğ edilmiştir.” şerhi ile tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tebliğ yapılan adres borçlunun mernis adresi olmadığı gibi mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasına göre de bu adresin şikayetçi borçlunun oğlu, aynı zamanda diğer takip borçlusu …’in işyeri adresi olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda ödeme emri tebliğ işlemi borçluya ait olmayan adreste yapılmış olması nedeniyle usulsüz olup, mahkemenin tebligatın usulüne uygun olduğu yönündeki

gerekçesi yerinde değildir.
Ancak, alacaklı taraf cevap dilekçesinde, borçlunun emniyette verdiği 31.03.2013 tarihli ifadesine göre, öğrenme tarihinin beyan ettiği 03.07.204 tarihinden önce olduğunu, iş bu tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin öğrenme tarihine göre yedi günlük yasal sürede açılmadığını ileri sürmüştür.
O halde; mahkemece, alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar araştırılarak, borçlunun usulsüz olarak yapılan ödeme emri tebliğ işlemine muttali olduğu tarihin tespitiyle, muttali olunma tarihine göre icra mahkemesine 03.07.2014 tarihinde yapılan şikayetin yasal 7 günlük süre içerisinde olup olmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.