Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/9612 E. 2015/12434 K. 05.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9612
KARAR NO : 2015/12434
KARAR TARİHİ : 05.05.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 21/01/2015 tarih, 2014/27620-2015/1392 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından taşıt kredisi sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu icra mahkemesine başvurusunda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10/1-3. maddesi uyarınca alacaklının asıl borçluya başvurup takibin semeresiz kalmasından sonra kendilerine başvurabileceğini ileri sürerek takibin iptalini istediği anlaşılmıştır.
İcra takibinin dayanağı olan taşıt kredi sözleşmesinin incelenmesinde, şikayetçi borçlunun kefil olduğu görülmüştür.
İlgili taşıt kredisi sözleşmesi incelendiğinde 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10/a maddesinde düzenlenmiş tüketici kredisi niteliğinde olduğu ve ayrıca takip dosyasında alacaklı tarafından dava dışı borçluya gönderilen ihtarnamede ilgili sözleşmenin “tüketici kredisi sözleşmesi” olarak nitelendirildiği anlaşılmıştır.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10.maddesinin 3.fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini içermektedir. Bu nedenledir ki; alacaklı banka, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez.
Bu konudaki başvuru İİK. nun 16. maddesi kapsamında şikayet olup, anılan hüküm emredici nitelikte ve kamu düzeni ile ilgili olmakla borçlunun aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine başvuru hakkı vardır.
Bu durumda asıl borçlu hakkındaki takip semeresiz kalmadan kefile müracaat edilmesi yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye aykırı olduğundan mahkemece şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönündeki hüküm tesisi isabetsizdir. Mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından, karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.01.2015 tarih ve 2014/27620 E- 2015/1392 K- sayılı onama kararının kaldırılmasına,.İcra Mahkemesi’nin 11.07.2014 tarih , 2013/879 E, 2014/635 K. Sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 05.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.