Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/16837 E. 2015/3653 K. 16.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16837
KARAR NO : 2015/3653
KARAR TARİHİ : 16.03.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/06/2014 tarih ve 2011/685-2014/460 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkiline ait “…” ve “…” ibareli markaları izinsiz kullandıklarını, davalıların eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL itibar kaybından doğan zararı olmak üzere toplam 101.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsili ile, dava konusu marka hakkına tecavüz eylemlerinin durdurulması için taklit malların bulundukları yerde el konulmasına, hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafın ihtarı ile hem marka başvurusundan hem de imalattan vazgeçtiklerini, bu nedenle haksız rekabetin söz konusu olmadığını, sonrasında da herhangi bir üretimin yapılmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını ve davanın zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekiline 20/12/2013 tarihli celsede delillerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edilmiş olmasına rağmen davacı vekilinin verilen süre içerisinde dosyaya ticari defterlerini sunmadığı dosyanın bu haliyle bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre, davacının maddi yönden zarara uğradığına ilişkin tespit yapılamadığı gibi, davalıların üretmiş olduğu ürünlerin davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tesbit ve men’i ile tecavüz sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Dosya kapsamına göre, davacı şirket, adına tescilli marka ve logosunun taklitlerinin davalı şirket tarafından kullanılarak üretim ve satış yapıldığı iddiası ile şikayette bulunmuş, şikayet üzerine başlatılan ceza soruşturması kapsamında yapılan arama ve el koyma işlemi neticesinde ele geçirilen ürünlerle ilgili bilirkişi raporu alınmış ve eylemi gerçekleştiren gerçek kişiler aleyhine ceza davası açılmıştır. Şikayete konu edilen eylemler, temyize konu hukuk davasının konusu olan eylemler olup, Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.10.2011 tarih, 2011/134 E, 2011/111 K. sayılı ve 02.10.2012 tarih, 2012/593 E, 2012/971 K. sayılı kesinleşen ilamlarıyla uyuşmazlık konusu eylemlerin, 556 KHK kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirlenmiştir. Bu durumda, TBK’nın 74. maddesi gözetildiğinde mahkemece yazılı gerekçelerle marka hakkına tecavüze yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2) Ayrıca, mahkemece davacının iki haftalık kesin süre içerisinde ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle maddi zarara uğradığına ilişkin tespitin yapılamadığı gerekçesine de yer verilmek suretiyle davanın redine karar verilmiş ise de, davacı kesin süre içerisinde sebeplerini açıklayarak ticari defterlerinin mahallinde incelenmesini talep etmiş olup, 27.12.2013 tarihli dilekçe üzerinde mahkeme yazı işleri müdürünün havalesi bulunmaktadır. Bu durumda söz konusu dilekçedeki talep konusunda bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.