YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6936
KARAR NO : 2015/999
KARAR TARİHİ : 21.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Katılanın, çocukluk arkadaşı olan sanık …’a kredi almış olduğu evin taksitlerinin ödemekte sorun yaşadığını söylediği, sanık …’ın da evi satıp borcun kapanmasına yardımcı olacağını söyleyip katılanı vekaletname vermesi konusunda ikna ettiği, bunun üzerine katılanın … Noterliğinin 03/08/2009 ve 20/08/2009 tarihli iki ayrı vekaletnamesi ile sanık …’a, sahip olduğu ipoteği çözmek, çözdürmek ve satmak, satış vaadi yapmak dahil çok geniş yetkiler içerir şekilde vekalet verdiği, yine sanık …’ın, katılana aralarında ticari ilişki olduğunun görülmesi gerektiğini söyleyip ikna ederek katılandan
65.000 TL bedelli, 25/02/2008 tanzim ve 25/03/2008 ödeme tarihli borçlusu …, alacaklısı … olan bonoyu hatır senedi şeklinde aldığı, sanığın bu vekaletnameye istinaden, eniştesi olan sanık … ile birlikte hareket ederek katılanın evini satıp katılana ödeme yapmadıkları gibi, senetle ilgili olarak icra takibi başlattığının iddia edildiği olayda, katılanın rızasıyla verdiği senet üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmesi, yapılan icra takibine itiraz etmediği gibi menfi tespit davası da açmamış olması, senet bedelini ödediğine ilişkin herhangi bir delil ibraz edememiş olması, sanık …’ın katılana vermiş olduğu borcun ödenmemesi üzerine katılandan aldığı bonoyu icra takibine koyduğuna dair beyanına karşın, katılanın bu beyanın aksini kanıtlar şekilde delil sunamaması karşısında, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 gün ve 1998/1 Esas,1989/2 Karar sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, senedin bedelsiz kaldığının ya da anlaşmaya aykırı kullanıldığının yazılı delille ispatlanmasının zorunlu olmasına rağmen, katılanın borcunu ödediğine dair yazılı delil ibraz edememesi hususları gözetilerek, suçların kanuni unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup, katılanın duruşma sırasında alınan beyanında icra takibine itiraz etmediğini ve menfi tespit davası açmadığını açık olarak ifade etmesi karşısında, tebliğnamede bu yönde bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 21/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.