Danıştay Kararı 4. Daire 2018/2431 E. 2022/1146 K. 28.02.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2018/2431 E.  ,  2022/1146 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/2431
Karar No : 2022/1146

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) :… Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle hakkında düzenlenen inceleme raporuna istinaden haksız yere vergi iadesi yapıldığı ileri sürülerek re’sen tarh edilen 2010 yılı tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacının fatura aldığı mükellefler hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında fatura düzenleyen şirketler hakkında gerçek bir ticari faaliyetlerinin bulunmadığı yönünde yapılan tespitler dikkate alındığında söz konusu şirketlerin sahte belge düzenlemek için kurulan bir organizasyonu oluşturduğu ve bu şirketler tarafından düzenlenen faturaların sahte olduğu ve aynı organizasyon içinde birçok şahıstan alınan faturaların ilgili dönemdeki toplam alışlar içindeki payı dikkate alındığında söz konusu faturaların bilerek kullanıldığı sonucuna varıldığından, davacının yasal defterlerine kaydettiği gerçek bir mal ve hizmet alımına dayanmayan faturalara ilişkin maliyetlerinin kabul edilmemesi ve Danıştay içtihatlarına göre hak ediş gelirlerinin %20’si gayri safi kâr kabul edilmek suretiyle bulunan matrah üzerinden yapılan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık, tekerrür hükümlerinin uygulanmasında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davalı idare istinaf başvurusuna ilişkin Mahkeme kararının vergi ziyaı cezasının tekerrür hükmü uygulanarak artırılan kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının istinaf başvurusuna ilişkin ise; davacıya fatura düzenleyen mükellefler hakkındaki tespitler, davacı kurum tarafından bu faturalarda yer alan işlerin gerçekte yapılmadığını ya da faturalara konu emtia veya hizmetin gerçekte alınıp faaliyetiyle ilgili olarak kullanılmadığını göstermediği, nitekim davacının faaliyet konusunun inşaat işi olup, ilgili yılda inşaatı tamamlanan ve TOKİ’ye teslim edilen iki ayrı konut projesinin varlığının yadsınamayacağı, burada tespiti gereken hususun, faturalara konu emtia veya hizmet alımının davacının yaptığı işin niteliği ve büyüklüğüyle orantılı olup olmadığı olduğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. ve 134. maddelerinde öngörülen, vergilendirme işlemlerinde ve vergi incelemesinde gerçek durumun araştırılması ve tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya konulması amacı, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge niteliği taşıdığı belirtilen faturalara konu emtia ve hizmet alımına uygun olmayan bir işin varlığının belirlenmesini gerektirdiği, yapılan incelemede sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge niteliği taşıdığı belirtilen faturalar dışındaki emtia ve hizmet alımına ilişkin harcamaların, hak edişlerdeki işleri karşıladığı ya da söz konusu faturaların ne kadarının fazladan gider kaydedildiğinin saptanmadığı, dolayısıyla dava konusu olayda yeterli bir vergi incelemesi yapılmaksızın, kullanılan faturaları düzenleyen mükellefler nezdindeki tespitlerden hareketle ve faturaların gerçeğe uygun düzenlenmediğinden söz edilerek, hak edişler üzerine hiç bir somut veriye dayanmayan kar oranı uygulanmak suretiyle belirlenen matrah farkı üzerinden tarh olunan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinde ve davanın buna ilişkin kısmını reddeden Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle vergi ziyaı cezasının tekerrür hükmü uygulanarak artırılan kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı idare istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının, tek kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin iptali isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın vergi ziyaı cezasının tekerrür hükmü uygulanarak artırılan kısmının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin diğer temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 30. maddesinde, re’sen vergi tarhı tanımlanarak 30/4. maddesinde; defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyerek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmazsa, 30/6. maddesinde ise; tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması halinde verginin re’sen tarh olunacağı öngörülmüş, 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak olduğu, aynı Kanunun 3/B maddesinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, şu kadarki vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 3. maddesinin (B) fıkrasında da, vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin yemin hariç her türlü delil ile ispatlanabileceği; vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık ifadesinin, ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde, ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu düzenlemesi yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, yıllara sari inşaat, onarım ve taahhüt işinde faaliyet gösteren davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu ile haklarında sahte fatura düzenlediği yönünde Vergi Tekniği Raporu bulunan mükelleflerden aldığı faturaların tamamının maliyetlerine intikal ettirildiğinin tespit edildiği, bilanço ve gelir tablosu üzerinden ve başkaca döküm olmadığından randıman çalışmasının yapılamadığı, bu nedenle emtiaların gerçekten alınıp alınmadığının tespit edilemediği, böylece davacı şirketin defter ve belgelerinin ihticaca salih olmaması nedeniyle ilgili yıl kazancının yeniden belirlendiği, Danıştay içtihatlarına göre hak ediş gelirlerinin %20’si gayri safi kar kabul edilmek suretiyle bulunan matrah üzerinden yapılan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Gayrimenkul inşaatı faaliyetinde re’sen takdir nedeni bulunması durumunda hasılat üzerinden Danıştay içtihatları ile belirlenen %20 kar oranı dikkate alınarak hesaplanan matrah farkı üzerinden cezalı tarhiyat yapılmasında hukuka aykırılık bulunmakla birlikte davacı şirketin 2008 ve 2009 yıllarında kullandığı bir kısım faturaların gerçek bir mal veya hizmet karşılığı düzenlenmeyen sahte faturalar olduğu konusunda vergi tekniği raporları bulunduğu ve buna istinaden re’sen takdir nedeninin varlığından hareketle davacı hakkında inceleme raporu düzenlenerek tarhiyat yapıldığının tartışmasız olduğu, bu durumda Vergi Dava Dairesince belirtilen vergi tekniği raporları incelenerek bu mükelleflerin düzenlediği faturaların gerçek bir mal veya hizmet karşılığında düzenlenip düzenlenmediğinin incelenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:.. sayılı kararının, tekerrür hükümlerine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, cezalı tarhiyata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.