YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6084
KARAR NO : 2015/3822
KARAR TARİHİ : 19.03.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/11/2013 tarih ve 2010/730-2013/333 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 10/11/2009 tarihinde düzenlenen acentecilik sözleşmesi ile müvekkilinin 20 yıl süre ile yetkilendirildiğini ancak davalının 03/08/2010 tarihli ihtarname ile davalı firmanın tabelalarının küçük yazıldığı için rekabet hükümlerine aykırılık gibi soyut iddialarla sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak fesih ettiğini, davalı firmanın acentecilik sözleşmesinin 20 yıl devam edeceği inancı ile davalı yanın talepleri doğrultusunda anılan sözleşme kapsamında yaptığı yatırım ve masrafların karşılaması gerektiği, müvekkilinin kiralamış olduğu yazıhanenin 3 yıllık toplam 61.000 TL kira bedelini sözleşmenin feshedilmesi halinde nakden ödeyeceğini kabul ettiğini, Karayolu Taşıma Yönetmeliği gereği zorunlu olarak davalı adına bastırılan fatura ve bilet bedellerini tazmini gerektiğini ileri sürerek haksız ve hukuka aykırı fesih sonucu maddi ve manevi zarara uğrayan müvekkili için 30.000 TL manevi tazminatın, fazlaya dair taleplerin saklı kalmak kaydı ile tüm olağan ve olağanüstü masraflardan şimdilik 4.000 TL’nin ve yoksun kalınan kar için 4.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK’nın 133/1 maddesi gereğince acentecilik sözleşmesi süreli de olsa haklı sebepler nedeni ile her zaman feshedilebileceğini, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, işinin başında durmadığını, firmanın yolcularını aynı güzergahta faaliyet gösteren başka firmalara yönlendirdiğini, rakip firmalarında gizli acenteciliğini yaptığını, başka firmaların yol ve güzergahlarını levhalarına ve yazıhaneye astığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının rekabet etmeme kuralına aykırı hareket ettiği ve feshin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında düzenlenen 10.11.2009 tarihli acentelik sözleşmesinin haksız ve hukuka aykırı olarak davalı şirket tarafından feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu, davacının rekabet etmeme kuralına aykırı hareket ettiği ve feshin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davalı tarafından davadan önce acentelik sözleşmesinin feshi için ilk olarak 03.08.2010 tarihinde davacı acenteye sözleşmenin fesih nedenleri açıklanarak ihtar çekilmiş, daha sonra 05.08.2010 tarihli ihtar ile “ 03.08.2010 tarihli ihtarnamede belirtilen bütün hususlardan özellikle fesih talebimizden ve diğer ihtar nedenlerinden tümüyle vazgeçiyor, bu ihtar ve ihbarnamenin hiçbir şekilde dikkate alınmamasını talep ediyoruz “ dedikten sonra 06.08.2010 tarihli ihtar ile “ … 05.08.2010 tarihli ihtardan vazgeçme ikrah altında akdedilmiş olduğundan BK.nun 29. ve 30. maddeleri gereğince hükümsüzdür…” denilmek suretiyle 03.08.2010 tarihli ihtarda belirtilen nedenlerle acentelik sözleşmesinin feshedildiği belirtilmiştir. Davacı taraf, fesih nedenlerinden feragat edildikten sonra tekrar aynı nedenlerle fesih talebinde bulunulamayacağını iddia etmiştir. Mahkemece bu iddia hiç değerlendirilmemiştir. Bu itibarla mahkemece davacının bu iddiası da değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.