YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7187
KARAR NO : 2015/906
KARAR TARİHİ : 21.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen kararın, kendisine önceden tebligat çıkarılmayan adresine 7201 Sayılı Tebligat Kanunun 35. maddesi uyarınca doğrudan çıkarılan tebliği ile yapılan karar tebliğinin usule aykırı olduğu ve bu kapsamda sanık müdafinin 26/01/2011 tarihli dilekçe tarihinin kararı öğrenme ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunda, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Somut olayda; sanık …’un, katılan şirket ile … .. Gıda İnş. San. Nak. Taahhüt Dış Tic. AŞ arasında … Noterliğinde 15.06.2007 tarih ve 18626 yevmiye numarası ile imzalanan düzenleme şeklindeki finansal kiralama sözleşmesine şirket yetkilisi ve kefil sıfatı ile imza attığı, sözleşme gereğince … şirketine 8 adeti Isuzu kamyon olmak üzere toplam 19 adet aracın teslim edildiği, ancak katılan şirkete kira bedelinin ilk taksitinin dahi ödenmemesi üzerine Katılan şirket tarafından keşide edilen …Noterliğinin 12.05.2008 tarih ve 15752 yevmiye numaralı ihtarnamesinin sanığa ve yetkilisi bulunduğu şirkete tebliğ edildiği, yine de kira taksitlerinden hiç birinin ödenmemesi ve kiralanan araçlardan hiç birinin teslim edilmemesi üzerine katılan şirket tarafından icra takibine başlanıldığı, icra takibine her hangi bir itirazın yapılmadığı, katılan şirket tarafından finansal kiralama sözleşmesinin feshedilmesine rağmen sözleşmeye konu araçlardan 6 tanesinin ağır hasarlı olarak terk edilmiş vaziyette bulundukları sanığın bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine, ancak
1)Sanığın savunmasında, lehine olan hükümlerin uygulanması talebinin 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesinin taksitlendirilmeye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını da kapsadığı halde, bu hususta olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmemesi,
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2007/10-108 Esas ve 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’da tanımlanan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda uygulanacak cezanın sabit olmayıp, asgari ve azami sınırlar arasında bir miktarın belirlenmesine olanak verecek biçimde düzenlendiği, cezanın alt sınırdan veya alt sınırdan uzaklaşılarak tayini hakimin taktir yetkisinde olmakla beraber, aynı Kanun’un 61/1. madde ve fıkralarında yer alan ölçütler nazara alınmak suretiyle aynı Kanun’un 3/1. maddesi uyarınca, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önemi ve meydana gelen zararın ağırlığı hususları göz önünde bulundurularak gerekçesi gösterilmek suretiyle ceza takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmeden, Anayasa’nın 141., 5271 sayılı CMK’nın 34/1. ve 230. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 308/7. maddelerine aykırı olarak hiçbir gerekçe göstermeden hapis cezası ve adli para cezası yönünden alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.