Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/10737 E. 2015/22722 K. 01.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10737
KARAR NO : 2015/22722
KARAR TARİHİ : 01.10.2015

MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, borçlu vasisinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda, borçlunun kısıtlanmış olduğu ve fiil ehliyeti bulunmaması sebebi ile takibin iptalini talep ettiği, mahkemece dosya üzerinden inceleme yapılarak şikayetin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
HMK’nun 266. maddesi; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz” hükmünü düzenlemiştir.
Ayırdetme gücünün nispi bir kavram olması, kişiye, eyleme ve işleme göre değişmesi bu yönde yetkili sağlık kurullarından rapor alınmasını gerektirmektedir. Esasen Türk Medeni Kanunu’nun 409/2. maddesi, akıl hastalığı ve akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.
İİK’nun 18/3. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir….” düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, alacaklının, 12/07/2012 düzenleme tarihli bonoya dayalı olarak, bonoda düzenleyen konumunda olan … aleyhine 21.02.2013 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığı, borçlunun … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 14/11/2014 tarihli kararı ile kısıtlanarak kendisine vasi tayin edildiği, adı geçen borçlu hakkında Demansiyel Sendrom denilen bunama halinin saptandığı, kısıtlama kararına dayanak yapılan 22.08.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, borçlunun 18.08.2014 giriş ve 22.08.2014 çıkış tarihleri arasındaki muayene, müşahede ve tetkikleri ile … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11.12.2012 tarihli raporunun esas alındığı, raporlarda takip konusu bononun tanzim tarihi itibari ile borçlunun fiil ehliyetinin bulunmadığına yönelik herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, şikayetin mahiyetine göre duruşma açılıp, varsa tarafların delilleri ile birlikte dosyaya sunulan raporlar ile tüm tedavi ve hasta takip evraklarının, Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek, keşideci konumunda olan …’nın takip dayanağı bononun düzenleme tarihi (12.07.2012) itibariyle fiil ehliyeti bulunup bulunmadığına yönelik ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.