YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6920
KARAR NO : 2015/947
KARAR TARİHİ : 21.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, oğlunu evlendirmek isteyen katılan …’e “…’de kız olduğunu” söyleyerek katılan ve katılanın yakınlarını kızla tanıştırmak için birlikte …’ye gittikleri, …’de hükmü temyiz etmeyen ve kendilerini … ve … olarak tanıtan sanıklar … ve … ile buluştukları, adıgeçen üç sanığın katılan ve ailesiyle konuşup anlaştıkları, sanık …’ın katılana “bunlar 3 adet bilezik, yüzük ve elbise istiyorlar” dediği, katılanın da kabul etmesi üzerine, 15.10.2009 günü sanıklar … ve …’in … İlçesine gelerek yanlarında sanık …’da bulunduğu halde katılana, …’na ait kuyumcudan 3 adet bilezik, 1 adet yüzük ile 800 TL tutarında giyim eşyası aldırıp, bazı ihtiyaçları için 300 TL nakit para da aldıktan sonra, 17.10.2009 günü …’da, katılanın evinin önünde nişan yapmak üzere, ayrıldıkları nişan için gelmedikleri bir daha kendilerine ulaşılamadığı olayda;
Sanıklardan …’in “… yanımda, bu işi tezgahlayan …, ne koparırsanız yarı yarıya diyen de kendisi, benimle işiniz
yok, işiniz …’la” şeklindeki mesajı, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.