YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5163
KARAR NO : 2015/12386
KARAR TARİHİ : 23.11.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/11/2014 tarih ve 2014/493-2014/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı …. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı; eşi …’un 08.04.2013 tarihinde ….’nden 3 yıl vadeli kredi kullandığını, aynı gün … tarafından kendisine hayat sigortası yapıldığını ancak 26.04.2013 tarihinde eşinin vefat ettiğini, eşinin vefatı üzerine kredi kullandığı …..’ye giderek yapılan hayat sigortasına istinaden vefat tazminatının ödenmesini talep ettiğini, ancak talebinin reddedildiğini, … tarafından verilen cevapta eşinin 30.03.2011 tarihinde …’nde kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akut bronşit tanısı bulunduğundan ve kredi kullanımı sırasında genel şartların C.2 -sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğü-maddesini ihlali nedeniyle ödemeyi red ettiklerini, ancak eşinin ölüm belgesinde de görüleceği üzere kalp krizi sonucu vefat ettiğini, ayrıca ölüm nedeni ile beyan edilmediği iddia olunan hastalık arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını iddia ederek 15.913,00 TL vefat tazminatının ölüm tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalının hastalığını gizlediğini, sigortalıda mevcut olan risk davalı tarafça bilinseydi sigorta sözleşmesinin düzenlenmeyeceğini, poliçe kapsamında sigorta ettirenin Hayat Sigortası Genel Şartları’nın C.2.2 maddesi uyarınca beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu durum karşısında müvekkilinin yasal cayma hakkını kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, form doldurulmamasının sonucu olarak sigortalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediği ve poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının gizlenen hastalığı olup olmadığı, bu hastalığı kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı hususlarında olduğu, sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünün, Yargıtay’ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulandığı, anılan bu düzenlemenin Hayat Sigortası Genel Şartları’nın C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini aldığı, formun doldurulmamış olmasının sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı,bu itibarla bilirkişilerin sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında davalı Sigorta Şirketi tarafından yönetmelik gereği form düzenletılmediği bu nedenle doğru beyan yükümlülüğünün ihlal edilmediğine ilişkin görüşünün mahkemece kabul görmediği, bu itibarla sigortalıya ait tüm tedavi kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile, sözleşme anında sigortalının savunmada geçen hastalığının bulunup bulunmadığı, mevcut olduğunun tespiti halinde gizlenip gizlenmediği, ölüm rizikosu ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet olup olmadığı konusunda İç Hastalıkları Uzmanı ve Kardiyoloji Uzmanı bilirkişilerden alınan rapor ve ek rapora göre sözleşme imzalanmadan önce sigortalının KOAH hastası olmadığı, eforlu EKG testinde sorun olmadığı, önceden var olan Diabetes Mellitus hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağı da bulunmadığından ölümün sigorta poliçesi teminatı kapsamında olduğu kabul edilerek davanın kabulüne, sigortanın red yazısı temerrüt tarihi kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı …. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı …. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 815,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …. ‘den alınmasına, 23/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.