YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18188
KARAR NO : 2015/3699
KARAR TARİHİ : 18.03.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2014 tarih ve 2010/307-2014/421 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ortağın azınlık hissesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin 27.12.2009 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacı dışındaki azınlık hisseye sahip ortakların talebi ile bilanço görüşmelerinin ertelendiğini, bu toplantıda davacının özel denetçi talebinin reddedildiğini, ertelenen toplantının 1 ay içinde yapılması gerekirken 17.10.2010 tarihinde yapıldığını, bu toplantıda davacının önceki toplantıda ve bu toplantılardan önce davalı şirkete gönderdiği ihtarnamedeki itirazlarının yanıtsız bırakıldığını, bilançonun gerçeğe uygunluğunun denetlenmeden yönetim kurulunun ibrasının doğru olmadığını ayrıca yönetim kurulunun kendi ibrasında oy kullandığını, 1994 yılında kurulan şirketin hiç kar dağıtmadığını, şirket yönetim kurulunun atanmasından 6 ay sonra ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, malzeme alımları ve yürütülen faaliyetlerle ilgili kayıtların son üç yıl içinde denetlenmediğini, denetçi raporlarının zamanında ve yasaya uygun yazılmadığını, genel kurul toplantı tutanaklarının usulüne uygun tutulmadığını, dava konusu genel kurul toplantısında hazirun cetvelindeki sayıdan daha fazla hisse adına oy kullanıldığını ileri sürerek, şirkete özel denetçi atanmasını ve 17.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 2008 yılı olağan genel kurul toplantısının 27.12.2009 tarihinde yapıldığını, davacı tarafın özel denetçi tayini ve bilanço görüşmelerinin ertelenmesini talep ettiğini, bu nedenlerle toplantının ertelendiğini, ertelenen toplantının en geç 1 ay içinde yapılması zorunluluğunun bulunmadığını, bilakis bu sürenin asgari süre olduğunu, yönetimin toplantı davet giderlerini de düşünerek, ertelenen toplantının 2009 yılı olağan toplantı tarihinde yapılmasını uygun gördüğünü ve toplantının 17.07.2010 tarihinde yapıldığını, bu toplantıda davacının özel denetçi talebinin olmadığını, davacı iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, iddia, savunma, benimsenen 2. birlikişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kurul toplantı tarihinde, davacının gerçekte sadece 50 adet hisse senedi karşılığı 5.000,00 TL sermayesi bulunduğu, davacının hissesinin, toplam sermayenin %10’unun altında olduğundan azınlık hakkına sahip olmadığı, dolayısıyla davacının bilanço görüşmelerini erteletme ve özel denetçi talep hakkının olmadığı, iptali istenilen genel kurulun ilk ertelenen genel kurulun devamı niteliğinde olduğu, ancak bu toplantının ilk ertelenen toplantının devamı niteliğinde olmadığı kanaatine varılması halinde bile, bu toplantıda alınan kararların sırf bu
nedenle geçersiz sayılmayacağı, sadece yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılabileceği, davacının toplantı tutanağındaki beyanlarının muhalefet şerhi niteliğinde olduğu, özel denetçi tayinini gerektirecek şartların gerçekleşmediği, ortaklara kar dağıtmanın şartlarının oluşmadığı, davacının yönetim kurulu üyelerinin üyelik sıfatını haiz olmadığı yönündeki iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı, davada, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, diğer talebinin yanında davalı şirkete özel denetçi atanmasını talep etmiş, mahkemece, bu talebin reddine karar verilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 348. maddesine göre özel denetçi atanmasına ilişkin karara karşı temyiz yolu açık iken karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 440. maddesine göre özel denetçi atanmasına ilişkin kararlar kesin olup, temyizi kabil değildir. Kararın temyiz edilip edilmeyeceğine ilişkin düzenlemeler usule ilişkin hükümler olduğundan derhal uygulanması gerekir. Bu itibarla, mahkemenin özel denetçi atanması talebinin reddine dair kararına yönelik olan davacı vekilinin temyiz isteminin, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 440. maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin, mahkemenin, davalı şirketin 17.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali isteminin reddine dair kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, mahkemenin özel denetçi atanması talebinin reddine dair kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, mahkemenin davalı şirketin 17.10.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali isteminin reddine dair kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.