YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7868
KARAR NO : 2015/10675
KARAR TARİHİ : 09.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
… Limited Şirketi’nin yetkilisi olan sanık…’in, katılan …’le ticari ilişki içerisinde bulunması nedeniyle … ait 13.09.2007 keşide tarihli, 7.700 TL bedelli çek ile farklı bir zamanda da…’a ait 15-22-28/05.2007 keşide tarihli, 20.000 TL bedelli üç adet çeki keşide ederek verdiği, bu dört adet çekin de keşide yerini “…” olarak doldurduğu, ancak suça konu çeklerin de aralarında bulunduğu bir çok çek için 27.03.2007 ve 03.05.2007 tarihinde bankaya ödemeden men talimatı verdiği, katılan …’ün bu çekleri diğer katılan …’e ciro ederek verdiği, çeklerin bankaya ibrazında ödemeden men talimatı nedeniyle işlem yapılmadığı, sanık hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan iki farklı davada ise keşide yerine idari birim niteliği taşımayan “…” yazılması nedeniyle çeklerin Türk Ticaret Kanunu’na göre kambiyo senedi vasfında olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, sanığın baştan beri ödememe kastıyla hareket ederek yapılan takipleri de sonuçsuz bırakmak amacıyla keşide yerine bilerek “…” yazıp bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; sanığın savunmasında, katılan …’le uzun süredir ticari ilişki içerisinde olduğunu, keşide ettiği tüm çeklerdeki keşide yerine “…” yazdığını, çoğunu da ödediğini, suça konu çeklerle birlikte katılana toplam 6 adet çek verdiğini, ikisini elden ödeyip geri aldığını, kalanları ödeyemediğini, çeklerin gününden önce takasa verilmemesi nedeniyle ödemeden men talimatı verdiğini beyan etmesi, katılan …’ün de sanıkla 20 yıldır tanıştığını ve ticari ilişki içerisinde olduğunu, sanıktan aldığı tüm çeklerin keşide yerinin “…” olduğunu, keşide yerine idari birim niteliği olmayan … semtinin yazılamayacağını bilmediğini, sanıktan almış olduğu 6 adet çekten iki tanesinin ödendiğini ifade etmesi, sanık müdafiinin de dosyaya sanık tarafından keşide yeri “…” olarak yazılmış olup karşılığı ödenmiş olan çekler ibraz etmesi nedeniyle sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.