YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7907
KARAR NO : 2015/10684
KARAR TARİHİ : 09.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Hesap sahibi … tarafından 30.05.2006 tarihli olarak keşide edilen ve alışveriş nedeniyle sanığa verilen suça konusu çekin ciro yoluyla dolaşımından sonra… şirketi tarafından 30.05.2006 tarihinde … Bankası … şubesine ibraz edildiği, karşılıksız kalması nedeniyle gerekli şerh verilerek bu şirkete iade edildiği, ciro silsilesine göre önceki cirantalara iade edilen çekin yeniden dönmesi üzerine sanığın, çekin arkasına ilave edilen alonju çıkararak keşide tarihini de 30.11.2006 olarak düzeltip yeni bir alonj ekledikten sonra yetkilisi olduğu… Gıda şirketinin kaşesini bastıktan sonra kendi imzası ile ciro yaparak katılan …’a aralarındaki ticari ilişki nedeniyle verdiği, katılanın tahsil için bankaya gittiğinde çekin evvelce ibraz edilmiş olduğunun ortaya çıktığının iddia edildiği olayda; sanığın aşamalardaki savunmalarında, tanık Yavuz tarafından kendisine verilen çeki ciro ederek tedavüle koymak suretiyle elinden çıkardığını, çek dışında başka alacaklarının da olduğunu, sonrasında tanık Yavuz’un yanında çalışan …’in kendisine suça konu çeki getirerek keşide tarihinin değiştiğini belirtmek suretiyle borçlarına istinaden vermek istediğini söylediğini, buna ilişkin parafın da olduğunu görmesi ve başkaca ödeme yapmamaları nedeniyle çeki kabul etmek zorunda kaldığından kendi firmasına ait kaşeyi alonja basarak çeki ciro ettiğini, alonjun değişip değişmediğini anlamasının mümkün olmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, sanığın hem temsilcisi olduğu firma adına, hem de kendi adına ayrı ayrı imza atmasından sonra çeki şikayetçiye vermiş olması nedeniyle sorumluluk durumunun devam edeceğinden kuşku bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık ve Sahtecilik suçlarını işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.