YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5894
KARAR NO : 2015/3819
KARAR TARİHİ : 19.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 52. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2012/210-2013/281 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/03/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalının İstanbul bağlama limanında … isimli geminin satışı konusunda anlaşma yapıldığını, davalının müvekkiline bakiye 225.000 TL borcu kaldığını, 25.000 TL ödeyip geri kalanın 2012 yılının ilk ayına kadar ödeyeceği konusunda taraflarca mutabıka varıldığını, yapılan ihtarnamelere rağmen ödemenin gerçekleşmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı borcu kabul etmesine rağmen takibe itiraz ettiğini ileri sürerek İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2021/8933 esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline, davalının inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan satış akdine müteakip, yapılan protokole göre 225.000 TL bakiye borç olduğunu, 25.000 TL’nin Ekim 2011 yılında ödendiğini, bakiye borcun ne zaman ödeneceğine dair tarih belirlenmediğini, balıkçılığın durumuna göre ve kazanca göre ileri tarihlerde ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, muacceliyet kesbetmiş bir borç tarihi olmadığından icra takibine girişmenin doğru olmadığını, balıkçılık teamüllerinin gözden geçirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın 200.000 TL alacağın ifa zamanına ilişkin olduğu, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı TBK’nın 90 ve devamı maddelerinde düzenlenen ifa zamanı borçlunun edimini ifa zorunda olduğu zamanı ifade ettiği, davacıların 20/04/2012 tarihli ihtarı ile borcun muaccel hale gelmediği ve iki tarafın da tabi olduğu balıkçılar arasındaki teamül gereğince balıkçılığın durumuna ve kazanca göre ileri tarihlerde ödeme yapılacaktır şeklinde vadenin 2011 ve 2012
sezonunun iyi geçmemesi nedeniyle gerçekleşmiş bir vade olmadığı, sezon durumuna göre vadenin daha da uzayabileceğinin anlaşıldığı, bu halde alacaklının muaccel olmayan yani ifa zamanı gelmeyen bir alacağı talep etmesi söz konusu olup, muacceliyet şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, 09.08.2011 tarihli protokolden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe olan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında … isimli geminin satışı gerçekleştirilmiş, daha sonra taraflar arasında davalının 225.000 TL bakiye borcu kaldığına dair 09.08.2011 tarihli protokol imzalanmıştır. Anılan protokole göre, davalı-borçlu tarafından bakiye borcun 25.000 TL’nin Ekim 2011 ayı içerisinde ödeneceğine, kalan 200.000 TL’nin ise ileri tarihte ödeneceği konusunda tanıklar huzurunda mutabık kalınmıştır. Davalının 25.000 TL’yi ödediği bakiye 200.000 TL’yi ödemediği taraflar arasında çekişme konusu olmayıp uyuşmazlık; protokolde belirtilen “kalan 200.000 TL balıkçılığın durumuna ve kazanca göre ileri tarihlerde ödeme yapılacaktır” ibaresinde belirtilen vadenin gelip gelmediği, bir başka deyişle bu miktar yönünden borcun muaccel olup olmadığı noktasındadır.
İfa zamanı meselesi, ifa bir defada yapılmak lazım geldiği takdirde bahis mevzuu olur. İfa zamanı tabirinden iki şey anlamak mümkündür; biri alacaklının edayı talep ve bu sebeple borçluyu dava edebileceği zamandır, diğeri ise borçlunun edayı yerine getirmek hakkına malik olduğu zamandır. Umumiyetle alacak aynı zamanda muaccel ve kabili ifa olur. Bazı defa alacak her zaman muacceliyet iktisap etmeden evvel de ifa edilebilir. İstisnaen alacak her zaman muaccel olmasına rağmen kabili ifa değildir. 818 sayılı BK’nın 74. ve 75. maddelerine göre alacağın muacceliyeti tarafların anlaşmasından, işin mahiyetinden ve kanun hükmünden kaynaklanabilir. … yerine getirilmesi için taraflar arasında bir müddet tayin edilmiş ise, alacak bu müddetin nihayet bulması ile muaccel olur. Alacaklı ancak borçlu bu müddet zarfında edada bulunmamış ise edayı talep edebilir. Vadenin hululü kat’i bir tarihle tayin edilebileceği gibi bir katiyetsizlik bırakılmak suretiyle de vade tayin olunabilir. Birinci hale misal; takvim günü, ikinci hale misal; gemilerin sefere başlama tarihi, bağ bozumunun başlangıcı, bir kimsenin ölümü gibi. Kat’i olmayan vadenin önemli bir misali, mali durumun düzelmesi kaydıdır, yani mali darlık içinde bulunan borçlu durumunun imkan vermesi halinde edada bulunmayı taahhüt eder. Bu vadenin hululü hüsnüniyet kaidelerine göre takdir edilmek gerekir. Taraflar bu hususta anlaşamazlarsa hakim karar verir. Nihayet eğer vaziyet sonuna kadar düzelmezse, borç borçlunun ölümü ile muaccel olur. Kabul edilmelidir ki, müsaade şahsen borçluya verilmiştir. Borçlunun ifa zamanını serbestçe tayin salahiyetini haiz olması halinde aynı hal sureti kabul edilecektir. Meğer ki, tarafların maksatlarına göre her türlü hukuki mükellefiyeti bertaraf etmeyi istemiş oldukları kabul edilebilsin. (von Andreas von Tuhr. Borçlar Hukukunun umumi kısmı. C.1-2, ANKARA 1983, İkinci baskı. S. 505-507 )
Dava konusu olayda, mahkemece protokolde yer alan “kalan 200.000 TL balıkçılığın durumuna ve kazanca göre ileri tarihlerde ödeme yapılacaktır” ifadesinin ne anlama geldiğinin tesbiti için bilirkişi olarak dinlenen Balıkçılar kooperatifi başkanı …, “balıkçılık sezonu ifadesinin 1 Eylül’de başlayan ve 15 Nisan’da biten 2011 sezonu ile bundan sonra gelecek sezonlar olarak anlaşılacağı, teamüller gereğince bu borcun sezonunun iyi olması halinde bir sezonda kapatılabileceği gibi kötü geçmesi halinde bir kaç sezonda da yapılabileceği, 2011 sezonunun kötü geçtiği, 2012 sezonunun dahi iyi geçmediği, 2012 sezonu itibariyle borcun %50 ya da %60’ının ödenebileceği ancak tamamının ödenemeyeceği, 2013 sezonunun da yeni başladığını” beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan hususlar ve bilirkişi beyanı dikkate alınarak protokol hükmü değerlendirilmek suretiyle borcun muaccel olup olmadığının tesbiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.