Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/4810 E. 2015/15426 K. 04.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4810
KARAR NO : 2015/15426
KARAR TARİHİ : 04.06.2015

MAHKEMESİ : … İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Aşkın haciz şikayetinin reddine ilişkin mahkeme kararına yönelik borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İcra mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK’nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan mahkeme kararları kesindir. Yargıtayca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin (REDDİNE);
2-Hesap işleminin iptali talebi hakkında verilen karara yönelik borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Borçlu vekili, ihtiyati hacze hükmedilen ve mahkemece de itirazın iptaline karar verilen alacağın 189.223,00 Euro olduğunu, İcra Müdürlüğü’nce, 28.01.2014 tarihli kararla İİK’nun 40. madde uygulanarak takibin durdurulmasına karar verilerek ayrıca çoktan kesin hacze dönüşen ihtiyati hacizlerin devamı ile çeşitli ihtiyati haciz uygulamaları yapıldığını, bu nedenlerle ayrıca davalar ikame ettiklerini, ancak artan Euro kuruna bağlı olarak hacizler yapıldığını, dosyaya 45.000,00 TL para girdiğini, artan Euro kuruna bağlı olarak da her ay 15.000,00 TL kadar girmeye devam ettiğini, ihtiyati haciz meblağının 189.223 Euro olmakla bunun TL karşılığının 577.905,96 TL tutarında olduğunu buna göre sürdürülebilecek ihtiyati haciz meblağının dosyaya giren ödemeler dikkate alındığında en fazla 533.000,00 TL olduğunu, yapılan hacizlerin ise bu alacağı fazlası ile karşıladığını, buna rağmen icra müdürlüğünün alacaklı yanın 04.03.2014 günü yaptığı talebi kabul ederek haciz uygulamalarını sürdürdüğü ve borçlu şirketin banka hesabına haciz konduğunu, durumun 700 milyar TL’sını aşan hatalı borç hesabından kaynaklandığını belirterek hatalı borç hesabının düzeltilmesine ve buna bağlı ihtiyati hacizlerin sürdürülmesi sureti ile aşkın hacizler yapılmasına yönelik karar ve işlemin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece; şikayetin kısmen kabulü ile şikayete konu hesabın 773.937,82 TL olarak düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
08.07.2007 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 400.000,00 Euro alacağın ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının takip tarihinden itibaren değişen oranlarda en yüksek faizi ile tahsili için alacaklının borçlu hakkında başlattığı genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borca itiraz üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar
verilmiştir. Duran takibin devamına yönelik …. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2012/196 Esas, 2012/69 Karar sayılı ve 08.11.2012 tarihli kararı ile 189.223,00 Euro üzerinden takibin devamına hükmedilmiştir. … İcra Mahkemesi’nin 2013/46 Esas ve 2013/553 Karar Sayılı 12.06.2013 tarihli kararı ile 08.01.2013 tarihi itibarı ile dosya alacağının 591.866,01 TL olduğunun tespitine karar verildiği ve bu kararın 16.08.2013 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Şikayete konusu olan ve icra müdürlüğünce 22.01.2014 tarihinde yapılan bakiye borç hesabına göre, anılan tarih itibarı ile dosya borcu 701.079,00 TL’dır. Mahkemece de benimsenip hükme esas alınan 02.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda ise toplam alacağın 773.937.82 TL olarak hesaplandığı görülmektedir. Bu raporda … İcra Mahkemesi’nin 2013/46 Esas ve 2013/553 Karar sayılı 12.06.2013 tarihli kararı ile 08.01.2013 tarihinde verilen kararının dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nun “Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasına göre; ” Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” Borçlunun, borç miktarının hatalı ve fazla hesapladığına yönelik şikayeti üzerine, borç miktarının itiraza uğrayan ve icra müdürlüğünce hesaplanan borçtan daha fazla olduğuna ve bu nedenle de borçlu aleyhine sonuç doğuracak biçimde 773.937,82 TL olarak düzeltilmesine yönelik mahkeme kararı HMK’nun açıklanan bu maddesine aykırı olup usulsüzdür.
O halde mahkemece; işin niteliği gereği duruşma açılarak borçlu vekilinin 31.07.2014 tarihinde verdiği dilekçesi ile bilirkişi raporuna yaptığı itirazları da değerlendirilerek bakiye borç hesabının itirazın iptali kararına ve dosya kapsamına uygun olup olmadığının belirlenmesi için … İcra Mahkemesi’nin 2013/46 Esas ve 2013/553 Karar sayılı 12.06.2013 tarihli kesinleşen kararı da göz önünde bulundurularak ek rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmeli, denetimine elverişli ve açıklayıcı nitelikte ek rapor tanzimi istenerek hesap işlemi denetlenip varılacak sonuca göre yukarıda sözü edilen usule ilişkin HMK’nun 26. maddesi hükmü de dikkate alınarak bir karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayanılarak anılan hüküm göz ardı edilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının “(e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.