Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6942 E. 2015/979 K. 21.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6942
KARAR NO : 2015/979
KARAR TARİHİ : 21.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticari taksi sürücüsü olan şikayetçinin aracına binen sanığın, acilen …Devlet Hastanesine gitmek istediğini söylediği ve birlikte hastaneye gittikleri, sanığın şikayetçiye annesini hastaneden alıp eve götüreceğini söyleyip kendisini beklemesini istediği, sanığın hastaneye gidip geri gelikten sonra acilen ilaç alması gerektiğini söyleyerek şikayetçi ile birlikte nöbetçi eczaneye gittikleri, şikayetçi beklerken sanığın eczaneye gidip geldiği, parasının yetişmediğini söyleyip hastaneye gittiklerinde ödemek üzere şikayetçiden 300 TL para istediği, şikayetçinin de taksi ücreti ile birlikte bu parasını da daha sonra alacağını düşünerek sanığa 300 TL para verdiği, sanığın parayı aldıktan sonra ilaç alıyormuş gibi tekrar eczaneye girip bir süre sonra çıktığı, ticari taksiye binerek şikayetçi ile birlikte … Devlet Hastanesinin önüne gittikleri, sanığın şikayetçiye kendisini burada beklemesini, parayı alıp hemen döneceğini söylemesine rağmen uzunca bir süre geçtiği halde sanığın geri dönmediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve şikayetçi beyanları, görüntü ve teşhis tutanağı, hastane ve cezaevi yazıları ile tüm dosya kapsamına göre, eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Belirlenen gün para cezası, adli para cezasına çevrilirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddesi yazılmamış ise de bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.