YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13872
KARAR NO : 2015/16691
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlunun satış ilanının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihalenin feshini istediği, mahkemece şikayetin reddine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesinde ”Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir” hükmü yer almaktadır. Tebligat Kanunu’nun 10/2.maddesine göre ise; ”Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” Aynı Kanun’un 21/2.maddesi gereğince de; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ”Tebligat Kanunu’nun 23. maddesinin 1. fıkrasının 8. bendi uyarınca ise; ”Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı…ihtiva etmesi lazımdır.”
Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre de; ”Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.”
Somut olayda; şikayetçi borçlu adına çıkartılan satış ilanı tebligatının incelenmesinde; muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olması nedeniyle mahalle muhtarına teslim edilip 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılarak tebliğ işleminin tamamlanmış olduğu, tebligat parçası üzerinde “mernis adresidir” açıklaması dışında, tebliği çıkaran merci tarafından bu adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu için tebligatın TK.’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin bir şerhin verilmediği anlaşılmıştır.
Tebligat mazbatasını çıkaran merci tarafından T.K.’nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği için dağıtıcının kendiliğinden satış ilanı tebliğ işlemini T.K.’nun 21/2. maddesi uyarınca yapması yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle, sözü edilen tebligatın usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı bulunmadığı gibi takip dosyası arasında bulunan 30.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde borçlunun adresi olarak geçen … caddesi … Apt., no:… …/… adresi bulunduğu halde, bilinen bu adrese tebligat çıkarılmadan; mernis adresinin bilinen son adres olarak kabulü ile bu adrese tebligat gönderilmesi de doğru bulunmamıştır.
İİK’nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan borçlunun satış ilanı tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik şikayeti mahkemece yerinde görülmediği halde, ihale tarihi 16.06.2014 tarihinden itibaren İİK’nun 134/2. maddesinde öngörülen 7 günlük süreden sonra 24.07.2014 tarihinde yapılan şikayetin, süreden reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ile borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.