Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/22646 E. 2015/17269 K. 28.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22646
KARAR NO : 2015/17269
KARAR TARİHİ : 28.05.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı sağlık hizmeti sunucusuna ait hastanede gerçekleşen safra kesesi ameliyatı sonrasında şikayetlerinin artması üzerine tekrar aynı hastaneye başvurduğunu, karaciğerinde alınması riskli bir kitle bulunduğunun tespit edildiği söylenerek başka bir hastaneye yönlendirildiğini, burada batın içindeki görüntünün kitle değil safra kesesi ameliyatında unutulan gazlı bez olduğunun anlaşıldığını, 73 yaşında 5 ay boyunca ağrı ile yaşadığını ve yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını ileri sürerek 864,60 TL maddi, 100.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sürecinde vefat eden davacının mirasçıları davaya dahil olarak istemlerini yinelemişlerdir.
Davalı, bahsi geçen ameliyatta bu nitelikte bir malzeme kullanılmadığını, gazlı bezin davacının yıllar önde geçirdiği başka bir ameliyattan kalmış olabileceğini, kendilerine atfedilebilecek kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece maddi tazminat isteminin tüm, manevi tazminat isteminin ise 5.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, hekimin vekalet görevinden doğan sorumluluğunu gerektiği gibi ifa edememesi nedeniyle doğan zarardan adam çalıştıran sıfatı ile hastanenin sorumluluğuna ilişkindir. 22.6.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, amacı, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması da değildir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu’ nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi, istek sahibinin toplumdaki yeri, kişiliği, hassasiyet derecesi, gözetilmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Dava konusu olayın gelişimi ve yukarıda belirtilen ilkeler gözetildiğinde, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunun kabulü gerekir. O halde, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda takdir edilecek daha makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece 5.000.00.TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 300,57 TL harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 101,00 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.