Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/10300 E. 2015/17075 K. 18.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10300
KARAR NO : 2015/17075
KARAR TARİHİ : 18.06.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlu, 22.10.2014 tarihinde icra mahkemesine başvurusunda, takip dosyasında kendisine yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğunu, haczedilen … ili, … ilçesi, … ada … parsel, … kat, … bağımsız bölüm numaralı taşınmazın haline münasip evi olduğunu, hacizden 16.10.2014 tarihinde haberdar olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması talep etmiş, mahkemece; şikayetin süresinde yapılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
İİK’nun 82. maddesinin 1.fıkrasının 12. bendinde yer alan haline münasip evin haczedilmezliği şikayeti, İİK’nun 16/1. maddesi uyarınca 7 günlük süreye tabidir. Bu süre öğrenme tarihinden başlar.
Somut olayda, borçlunun meskeniyet şikayetinde bulunduğu taşınmazına, son olarak 25.07.2013 tarihinde tapuda haciz şerhi işlendiği, İİK’nun 103. maddesi uyarınca haczin borçluya bildirilmesine ilişkin davet kağıdının borçluya “Adres tevziat saatlerinde kapalı olduğundan komşusu isimden imtina soruldu. Muhatabın işte olduğunu beyan etti. Evrak mahalle muhtarlığına tebliğ edildi. 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıldı. Aynı komşuya haber verildi. Komşusu isim ve imzadan imtina etti.” şerhi ile 19.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Söz konusu tebligatta, muhatabın işte olduğunu beyan eden komşunun ismi belirtilmemiş olup tebligat bu haliyle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine uygun olmadığı gibi, tebliği çıkaran icra müdürlüğünce, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağına dair meşruhat verilmediğinden TK’nun 21/2. maddesine uygun bir tebliğ işleminden de bahsedilmesi mümkün olmayacağından tebliğ işlemi usulsüzdür. .
Her ne kadar, mahkemece, ‘kıymet taktirine yönelik 13.09.2014 tarihli keşifte taşınmazda borçlu ve eşinin oturduğunun tespit edildiği, yine borçlunun icra müdürlüğüne sunduğu 16.10.2014 havale tarihli dilekçesinde kendi el yazısı ile tarihi 15.09.2014 olarak belirttiği, belirttiği bu tarihin kıymet taktirinden 2 gün sonra olduğu, bu tarihte usulsüz tebliği öğrendiği, icra mahkemesine yaptığı başvurunun 7 günlük süreden sonra olduğu’ gerekçeleri ile şikayetin süre aşımından reddine karar verilmiş ise de;

İİK’nun 103.maddesi uyarınca haczin borçluya usulüne uygun olarak bildirilmediği, kıymet takdirine yönelik 13.09.2014 tarihli keşfin borçlunun yokluğunda yapıldığı, kıymet takdir tutanağında borçlu imzasının bulunmadığı, tutanakta “ikamet eden … ve eşi …” ibaresinin yazılı olduğu, ancak 103 ihbarnamesi yerine geçmek üzere kıymet takdir tutanağının bir örneğinin borçluya ya da eşine tebliğ edildiğine dair bir beyanın bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca borçlunun icra müdürlüğüne sunduğu ve takip dosyasından fotokopi alma istemini içeren 16.10.2014 havale tarihli dilekçenin havale tarihinden önce 15.09.2014 tarihinde düzenlendiği kabul edilse dahi bu durum haczin daha önce öğrenildiğine karine teşkil etmeyeceğinden,sonuca etkili değildir.
O halde; mahkemece, borçlunun meskeniyet şikayetinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, şikayetinin süreden reddi yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.