YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7555
KARAR NO : 2015/16929
KARAR TARİHİ : 26.05.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı Asil …’nın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı işverene karşı işçilik alacaklarının tahsili için dava açmak üzere davalı avukata vekaletname verdiğini, davalının vekaleten … İş Mahkemesinin 2007/898 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, ne var ki eksik ve yanlış taleplerde bulunduğunu, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, davalının kusuru nedeniyle uğramış olduğu zararlara karşılık 40.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK’nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Somut olayda kısa kararda, (maddi tazminat bakımından; 5.632,10 TL kıdem tazminatı ana parası olup, ihtarnamenin çekildiği 6.4.2008 tarihine kadar faiz tutarı ise 27610,57 kuruş olup, kıdem tazminatı ana para+faiz tutarı= 33.242,67 TL’nin davalıdan tahsili ile bu bedele 15.7.2009 dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, ihbar tazminatı ana para 759,60 +faiz tutarı 140,30 TL =899,00 TL’nin 15.7.2009 tarihinden yürüyen yasal faizi ile davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteğinin kısmen kabulü ile, 5.000 TL tazminatın 29.5.2008 yürüyen yasal faizi davalıdan tahsiline, fazlanın reddine) şeklinde hüküm kurulmuş olup, gerekçeli kararın “hüküm” fıkrasında da bu şekilde hüküm kurulmakla beraber, gerekçeli kararın “hüküm” fıkrasının (1) no’lu bendinin 2. pragrafına kısa kararda olmayan (Davacının, dava öncesi davalıdan 3.000 TL aldığını kabul etmesi karşısında bu bedelin infazda nazara alınmasına, kıdem ana para+faiz tutarından mahsubuna) sözlerinin yazılmış olması nedeniyle kısa karar ile kararın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Bu husus, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup mahkemece, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gereklidir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 26/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.