Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/12647 E. 2015/17302 K. 28.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12647
KARAR NO : 2015/17302
KARAR TARİHİ : 28.05.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı idare, dava dışı ..’ün iş mahkemesinde aleyhlerine işçilik haklarından doğan alacakları için dava açtığını, iş mahkemesi kararının kesinleştiğini ve dava dışı işçinin icra yoluyla bu bedeli kendilerinden tahsil ettiğini, idare ile davalı şirketler arasındaki sözleşmeye göre işçilik haklarından doğan alacaklardan yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, bu nedenle ödenen miktarın tamamının davalılara rücu haklarının olduğunu ileri sürerek, 23.150,82TL’nın 28.11.2012 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 20.689,98TL rücu alacağının, net 1.027,14TL kısmının .. 2000 Ltd. Şt.den, net 890,70TL kısmının .. İlaçlama..t, net 1.545,00TL kısmının…den, net 1.944,00TL kısmının..den, net 375,45TL kısmının ..den, net 1.118,78TL kısmının …den, net 13.788,91TL kısmının Yerel ..t.den; 28.11.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile alınıp davacıya verilmesine, Davalı … ve hakkındaki davanın reddine, fazla istemin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı..tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388. ve 389. maddelerinde (yeni HMK 294,297) maddelerinde düzenlenmiş olup, hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388. maddesinin son fıkrası (yeni HMK 297/son) ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, Karşıyaka Tmz Ltd. Şti. davalılar arasında yer almamasına rağmen, gerekçeli kararda aleyhine hüküm tesis edilmiştir. Anlatılan şekilde, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması, HUMK.’nun 388/son (yeni HMK 297/son) madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 28/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.