YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42115
KARAR NO : 2015/37250
KARAR TARİHİ : 21.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murislerinin davalı bankadan 2006 yılında 10 yıllık iki adet kredi kullandığını, kredi kullandırılırken banka tarafından sigorta yapıldığını, ancak murisleri vefat ettiğinde kredi borcunu kendilerinin ödemek zorunda kaldığını söyleyerek, zararlarının tazminine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, murislerinin davalı bankadan kullandığı konut kredisi nedeniyle hayat sigortası yaptırdığını, davalı bankanın prim borcunu murislerinin vadesiz hesabından çekildiğini ileri sürerek murislerinin vefatından sonra Hayat sigortasının karşılaması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı banka, kredi borcu için 10 yıllık sigorta yapıldığını, ancak davacıların murislerinin prim borcunu ilk bir yıl ödediğini, daha sonraki yıl ödenmediğinden poliçelerin iptal edildiğini, kredi borcunun poliçenin iptal edilmesi sebebiyle hayat sigortası tarafından karşılanmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalı banka hakkında davacıların ödemek zorunda kaldıkları kredi taksit tutarı 37.578,35 TL’ nin davalı bankadan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlıkla ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri incelendiğinde; 17.01.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, 01.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren, “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar uygulama Esasları Yönetmeliği”nin “Amaç” başlıklı bölümünde, “Bu Yönetmeliğin amacı, kredi kuruluşları tarafından verilen kredilerle bağlantılı olan zorunlu ve ihtiyari sigorta ürünlerinin sunumunda birlik ve güvenilirliği sağlamak, sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehtarların hak ve menfaatlerini korumak ve verilecek hizmete ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” denilmekte, “Kapsam” başlıklı bölümünde ise, “Bu Yönetmelik, Türkiye’de faaliyet gösteren her türlü kredi kuruluşunun sağladığı kredilerle bağlantılı yaptırılan ihtiyari ve zorunlu sigortaları ve bu sigortalar dahilinde verilecek teminatları kapsar.” denildikten sonra aynı Yönetmeliğin “İhtiyari Sigortalar” başlığında düzenlenen, 6. maddesinin 2. fıkrasında da, “İhtiyari sigortalarda, kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğu kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir.” denilmektedir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bankanın sigorta poliçelerini kendi seçtiği sigorta şirketi ile tanzim ederek, primleri de ilk iki yıl müşteri hesabından re’sen tahsil ederek oluşturduğu fiili uygulama nedeni ile müteveffaya verdiği güveni, daha sonra poliçeleri yenilemeyerek ve zeyilname ya da ihtar mektubu göndermeksizin kendiliğinden poliçeleri iptal edildiğinden banka kusurlu bulunmuş, mahkemece de anılan rapor benimsenerek hüküm kurulmuştur. Oysa ki, kredi sözleşmesi nedeniyle hayat sigortası yapılmasındaki amaç, banka yönünden kredi borcunun teminat altına alınması olduğu kadar, belli bir prim borcu getirmekle birlikte, sigortalının da bunda menfaatinin olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde, her iki tarafın da hak ve menfaatlerinin gözetilip korunması esas alınmalıdır. Nitekim, kredi sözleşmeleriyle bağlantılı sigortaların yapılması halinde sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehdarların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla çıkarılan, “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği”, 17.1.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, 1.2.2009 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Her ne kadar, az yukarıda açıklanan kredi sözleşmesinin 10. maddesindeki düzenleme ile, hayat sigortası konusunda davalı bankaya değil, kredi borçlusuna yükümlülük getirildiği anlaşılmakta ise de, yine az yukarıda sözü edilen Yönetmeliğin ilgili hükmü gereğince de, kredi süresi içerisinde sigorta poliçesini yenileme sorumluluğu kredi kullanana ait olmakla birlikte, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun da kredi veren bankaya ait olduğunun kabulü gerekir. Sigortanın yenilenip yenilenmediğinin de, kredi borçlusu tarafından takibi gerekeceğinden, uyuşmazlık konusu olan sigortanın yenilenmemesi ve bu nedenle davacıların uğradıkları zararlar nedeniyle tarafların müterafik kusurlu oldukları sonucuna varılmalıdır. O halde mahkemece tarafların kusur oranları takdir edilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, peşin alınan 642 TL harcın istek halinde iadesine, 21/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.