Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/3930 E. 2016/5959 K. 05.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3930
KARAR NO : 2016/5959
KARAR TARİHİ : 05.04.2016

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, davanın 6552 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 14.12.2010 tarihinde açılması ve Sosyal Güvenlik Kurumunun davalı olarak gösterilmesi karşısında, karar başlığında Sosyal Güvenlik Kurumunun feri müdahil olarak gösterilmesinin maddi hataya dayalı olduğu ve HUMK’nun 459. maddesi gereğince talep halinde mahkemece her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğunun anlaşılmasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.01.1988 – 06.11.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalılardan.. adına tescilli sicil numaralı işyerinin 01.05.1985 – 31.03.1993 tarihleri arasında, adına tescilli sicil numaralı işyerinin 15.06.1993 – 31.08.2000 tarihleri arasında, .. adına tescilli sicil numaralı işyerinin 12.10.2010 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, ihtilaflı dönemde davacı adına 01.01.1988 ila 1992/3. dönem arasında . adına tescilli sicil numaralı işyerinden kısmi ve kesintili şekilde, 05.06.1997 ila 30.08.2000 tarihleri arasında adına tescilli sicil numaralı işyerinden kısmi şekilde çalışmaların bildirildiği, .. adına tescilli sicil numaralı işyerinin 1988/1 ila 1993/1. dönem bordrolarında davacıdan başka ın bordrolu tanık olarak görüldüğü, . adına tescilli sicil numaralı işyerinin 1993/2 ila 2000/2. dönem bordrolarında ın 15.06.1993 tarihinden 01.02.1999 tarihine kadar, ’ün 01.12.1993 tarihinden itibaren 32 gün ve ’un 02.04.1994 – 05.02.1999 arasında bordrolu olduğu görülmüştür.

Somut olayda; davacı tanıklarının dava konusu dönemde davacının kesintisiz çalıştığını belirtmelerine rağmen, davalı tanıklarının davacının kısmi ve kesintili olarak çalıştığını beyan ettikleri, bordro tanığı olmasına rağmen dinlenilmediği ve tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği anlaşılmıştır.
Yapılacak iş, ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarında bordro tanığı olarak görülen tanıklar ’u hazır ederek bilgilerine başvurmak, adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 05.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.