Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/6760 E. 2015/24263 K. 27.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6760
KARAR NO : 2015/24263
KARAR TARİHİ : 27.04.2015

Nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-e-son, 52/2, 158 1-son cümle, 207/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis (iki kez), 10 ay hapis (iki kez), 3.593,00 Türk lirası adli para ve 840,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53/1. maddesi gereğince velayet hakkından vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmağa ilişkin hakların, hakkındaki 2 yıl 6 ay hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar yasaklanmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-8. maddesi gereğince sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı 10 ay hapis cezasına ilişkin hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetim süresine tâbi tutulmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2012 tarihli ve 2009/144 esas, 2012/601 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlü vekilinin, hüküm fıkrasının (Ha) bendine konu olan ve anılan dosya ile birleştirilen … Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/504 esas sayılı dosyasına konu eylem ile ilgili olarak verilen cezanın infazının durdurulması talebinin reddine, sanık … hakkında Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 17/04/2014 tarihli ve 2014/980 esas, 2014/7439 sayılı bozma ilâmının sirayet etmesi nedeni ile hükümlü … hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2012 tarihli ve 2009/144 esas, 2012/601 sayılı ilâmın hüküm fıkrasının (Ma) bendi ile (birleştirilen 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/534 esas sayılı dosyasına konu eylem ile ilgili olarak) verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının ve 3.593,00 Türk lirası adlî para cezasının ayrı ayrı infazının durdurulmasına ilişkin aynı Mahkemenin 22/09/2014 tarihli ve 2009/144 esas, 2012/601 sayılı ek kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan Mahkemenin 2009/534 esas sayılı ilâmı ile verilen Ha bendindeki 2 yıl 6 ay hapis ve 840,00 Türk lirası adlî para cezasına ilişkin ilâmın infazının durdurulmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 02/10/2014 tarihli ve 2014/782 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18.02.2015 gün ve 2015-4451/13094 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2015 gün ve 2015/72108 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- … Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2012 tarihli ve 2009/144 esas, 2012/601 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede,
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli Dolandırıcılık” kenar başlıklı, 158. maddesinin 1. fıkrasının d ve son bentlerinde, “Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluklarının, siyasî parti, vakıf veya demek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, işlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” aynı maddenin e bendinde sayılan hâllerde adlî para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, sonuçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun un 52/1 ve 2. fıkralarındaki “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hâzinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükmü gereğince, 20,00-100,00 Türk lirası arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adlî para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velâyet hakkından” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
3-Sanığın ürün destekleme primi almak üzere ibraz ettiği müstahsil makbuzlarında ya da faturalarda gösterilen ve ödenen ürün desteğine esas alınan miktarda arpa, buğday, mısır gibi tahıl ürünlerini üretmesinin mümkün olup olmadığının tespiti amacı ile mahallinde yapılan keşifler sonucu ziraat mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda taşınmazların özellikleri dikkate alınarak 1 dekardan elde edilebilecek ürün miktarının tahmini ve ortalama bir hesaba göre belirlenmesi, dekar başına elde edilecek azami miktarlarla yapılan hesaplamalar sonucunda ise sanığın müstahsil makbuzlarında gösterilen miktarlarda, hatta bu miktarların üzerinde üretim gerçekleştirmiş olmasının imkan dahilinde olması, sanığın çiftçi kayıt sisteminde kayıtlı olup gerçekte hububat ürünü yetiştirmesi, sanığın savunmasında elde ettiği ürünleri fatura karşılığında sattığını, faturaların sahte olup olmadığını bilmediğini beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından sanığın taşınmazlarının bulunduğu ilçe tarım müdürlüğünden 2005, 2006 ve 2007 yıllarında dekar başına elde edilecek “azami verim” miktarlarının sorulması, bildirilen bu miktarlara göre, bilirkişi raporlarında ekim yapıldığı tespit edilen arazilerde dekar başına elde edilecek azami verim miktarlarının yeniden hesaplanması, yapılan hesaplamalarda müstahsil makbuzlarında gösterilen miktara ulaşılamaması hâlinde, sanığın başka yerlerde taşınmazlarının bulunup bulunmadığı bu taşınmazlarda buğday, arpa ve mısır ekimi yapıp yapmadığı, başkasına ait yerlerde tarımsal faaliyette bulunmuş ise buna dair kira sözleşmelerinin bulunup bulunmadığı, haksız prim alındığı iddia edilen yıldan önceki yılda da ürün destekleme ödemesinden yararlanıp yararlanmadığı, yararlanmış ise ne kadar yer için ödeme yapıldığı, her iki yılda da beyan ettiği yerlerin aynı olup olmadığı araştırılarak gerekli görüldüğü takdirde ziraat ve fen bilirkişi refakatında yeniden mahalinde keşif icra edilerek sanığın belirtilen dönemde ekim yapıp yapmadığının kendisinin yer göstermesi sonucunda tespit edilecek arazilere ilişkin mahalli bilirkişilerin de dinlenerek o dönemde gerçekte belirtilen miktarda bir ekim olup olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, keşif neticesinde düzenlenecek bilirkişi raporlarının diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesinden sonra sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
4-Sanık hakkında yapılan yargılama esnasında birleştirilen … Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/504 esas ve 2009/534 esas sayılı dosyalarında ibraz olunan faturaların ve müstahsil makbuzlarının aynı suç işleme kararı ile ürün destekleme primi almak üzere ibraz edilmesinin tek nitelikli dolandırıcılık suçu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde aynı suçtan iki kez mahkûmiyetine karar verilmesinde,
5-Nüfus kaydına göre, sanığın adının … olduğu hâlde, karar başlığında … olarak gösterilmesinde,
… Ağır Ceza Mahkemesinin 02/10/2014 tarihli ve 2014/782 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede,
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 17/04/2014 tarihli ve 2014/980 esas, 12014/7439 sayılı bozma ilâmı ile sanık … hakkında verilen nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün bozulduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 306. maddesine göre, infazı durdurulan hüküm fıkrasının (Ha) bendine konu birleştirilen … Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/504 esas sayılı dosyasında sanık …’in kardeşi …’ten ayrı ve münferit olarak adına kayıtlı taşınmazlarla ilgili aldığı müstahsil makbuzları karşılığı … İlçe Tarım Müdürlüğüne başvurarak haksız menfaat temin ettiği iddiası ile yargılandığı ve mahkûm olduğu, dolayısı ile diğer sanık … hakkında verilen bozmanın bu suç nedeni ile sanığa sirayetinin usulen mümkün olmadığı, zira bozmanın kararı temyiz etmeyen sanığa sirayetinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 8. maddesinde tanımlanan nitelikte bağlantı bulunması hâlinde mümkün olduğu, sanıkların eylemlerinin bağımsız nitelikten olup her bir sanık bakımından ayrı ayrı suç teşkil etmeleri nedeni ile kararı temyiz etmeyen sanık …’e sirayeti usulen mümkün olmadığı hâlde yazılı şekilde infazın durdurulmasına karar verilmesinde,isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden … Ağır Ceza Mahkemesi”nin 31/12/2012 tarihli 2009/144 esas, 2012/601 sayılı kararı ve … Ağır Ceza Mahkemesinin 02/10/2014 tarih ve 2014/782 D. İş sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine 27/04/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.