YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/24996
KARAR NO : 2016/4175
KARAR TARİHİ : 09.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Davacı-davalı … ile davalı-davacı … aralarındaki katılma alacağı davasının asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine dair …Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı-davacı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen davalı adına kayıtlı taşınmaz ve ev eşyaları yönünden alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili karşı dava dilekçesinde belirtmiş oldukları evlilik birliği içerisinde edinilen davacı adına kayıtlı araç yönünden alacağın tahsilini talep etmiş, asıl davaya ilişkin olarak ev eşyalarını teslim etmeye hazır olduklarını, taşınmaza ise davacının sadece 3.000,00 TL katkısı bulunup, yarısını isteyebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, asıl dava hakkında ev eşyaları yönünden bilirkişi raporunda değinilen eşyaların 1/2 oranında tarafların ortak mülkiyetinde olduğunun tespitine, taşınmaz yönünden ise davanın kabulü ile 23.000,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline, karşı davanın ise takas nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde taşınmaz yönünden ve karşı davaya ilişkin vekalet ücreti yönünden davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre asıl dava ve birleşen dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı, eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 05.06.1988 tarihinde evlenmiş, 02.06.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 28.01.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 6 nolu mesken, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 10.03.2005 tarihinde satın alınarak davalı-davacı eş adına, … plakalı araç ise 23.12.2005 tarihinde davacı-davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın 23.000,00 TL’ye edinildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, 13.000,00 TL’nin kendisi tarafından verildiği iddiasıyla dava açmış olup, dava dilekçesine ekli meskenin satıcısı tarafından imzalı ve bedelin 13 bin TL’sinin …’tan, 10.000,00 TL’sinin …’tan alındığında dair evrak sunulmuştur. Davalı taraf ise babası tarafından yapılan katkı ile taşınmazın 20.000,00 TLlik bedelinin kendisi; kalan 3.000,00 TL’nin ise davalı tarafından ödendiğini savunmuş, dosyaya getirtilen davalı-davacı adına kayıtlı … kayıtlarında taşınmazın satın alındığı gün 5.878,63 TL ve 3.680,50 TL olmak üzere para çekildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, davalının ev hanımı olup gelir getirici herhangi bir işte çalışmaması ve beyanlar nazara alındığında taşınmazın edinilmesinde kullanılan 10.000,00 TL’nin davalı-davacı tarafın kişisel malı olduğunun kabulü ile katılma alacağı hesaplaması gerekmektedir. Mahkemece, usul ve yasaya uygun bulunan 14.11.2013 tarihli hesap ek bilirkişi heyeti raporunda (a) bendinde yapılan hesaplama ile bulunan 14.250,00 TL katılma alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken davacı lehine fazla alacağa hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, karşı dava konusu araç yönünden davalı-davacının 2.000,00 TL katılma alacağı bulunduğu kabul edildiği halde, kabul edilen miktar uyarınca davalı-davacı lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, takas yapıldığı gerekçesiyle hüküm fıkrasında davanın reddine karar verilip ve vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı-davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 393,00 TL peşin harcın istek halinde davalı-karşı davacıya iadesine, 09.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.