Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/6115 E. 2015/24667 K. 30.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/6115
KARAR NO : 2015/24667
KARAR TARİHİ : 30.04.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıkların daha önceden dolandırıcılık yapma hususunda aralarında anlaştıkları, bu kapsamda katılan …’ın kimlik bilgilerini kullanarak sanık …’in fotoğrafının bulunduğu sahte nüfus cüzdanını tanzim ettikleri, akabinde sanık Hanifi’nin …ne müracaat edip sahte kimliği ibraz ederek 15000 TL tüketici kredisi kullandığı, sanık … daha sonra yine aynı sahte kimlikle … Çarşı Şubesine müracaat ederek 12000 TL tutarında kredi talebinde bulunup kredi sözleşmesi imzaladığı, ancak sanık tarafından atılan imzanın banka müşterisi olan katılan …’ın imzasından farklı olduğunun banka görevlilerince anlaşılması üzerine sanığın suça konu krediyi bankadan alamadan kolluk güçlerince yakalandığı, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda, mahkemenin sanıklar … ve …’nın dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesine dayanan beraat kararlarında ve sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, uzmanlık raporu, bilirkişi raporu, kredi sözleşmeleri ve tüm dosya kapsamına göre nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının sanık … tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık …’in katılan … yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunda, haksız menfaat miktarının toplam 12.000TL olduğu, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j, son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının iki katı olan 24.000 TL’yi bulacak şekilde en az 1200 gün tespit edilerek, aynı yasanın 35. maddesi gereğince cezasından 1/4 oranında indirim yapılarak 900 gün adli para cezasıyla cezalandırılması, aynı yasanın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek neticeten sanığın 18.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, gün para cezası eksik belirlenerek artırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle sanığa 1500 TL adli para cezası verilerek, yine sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu iki ayrı katılan bankaya karşı işlemesi nedeniyle katılan banka sayısınca mahkumiyeti yerine zincirleme şeklinde bir tek resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış ve sanıklar … ile …’in diğer sanık Hanifi’nin eylemlerine iştirak ettiklerine dair savunmaları aksine mahkumiyetlerine yeterli kesin delil bulunmaması ve sanık … hakkında TCK’nın 158/1-f ve 204/1 maddesinden dava açılmış olup, Cumhuriyet savcısının aynı yasanın 158/1-j, 158/1-j, 35, ve 204/1, 43 maddeleri uyarınca sanığın cezalandırılmasına dair sanığın bulunduğu oturumda verdiği mütalaya karşı sanığın savunma yapmış olması karşısında, sanığa ayrıca ek savunma hakkı verilmemesi sonuca etkili bulunmadığından bu hususlarda bozma isteyen tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 30.04.2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.