Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/20061 E. 2015/11816 K. 13.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20061
KARAR NO : 2015/11816
KARAR TARİHİ : 13.04.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Asil … ve vekili avukat … ile davalı vekili avukat…’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının gelini olduğunu, davalının evlendiği tarihten itibaren kendisine ait meskende ikamet ettiğini, bu meskeni satıp Büyükçekmece ilçesine yerleşme konusunda karar verdiğini, ancak bu kararın davalı ile oğlu arasında huzursuzluğa yol açtığını, davalının istemi üzerine … ili, … ilçesi, … .. Mah, … meevkiinde …-II Pafta, … ada 1 parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümü beğendiğini, taşınmazın 200.000,00 TL olarak satın alınmasında anlaşıldığını, davalının ısrarı üzerine taşınmazın davalı üzerine alınmasına karar verildiğini, kendisinin eğer ev davalı üzerine yapılırsa borç olarak vereceğini ifade ettiğini, bunun üzerine 125.000,00 TL’yi davalıya verdiğini ve kredi hesabında kefil olduğunu, taşınmazın davalı üzerine alındığını ve bedelinin …’e ödendiğini, aradan kısa bir süre geçtikten sonra davalının kendisine ve ailesine karşı tutum ve davranışlarının değiştiğini, davalının oğluna boşanma davası açtığını, bu nedenlerle ödemiş olduğu bedeli talep ettiğini, davalının buna itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile 125.000,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine, davalının %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi dikkate alındığında davasının 108.000,00 TL yönünden kabulü ile davalıdan ıslah tarihi olan 11/03/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek Mahkemece, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ” davacının dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi dikkate alındığında davasının 108.000,00 TL yönünden kabulü ile davalıdan ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline” şeklinde yazılmasına rağmen verilen kararın gerekçe kısmında “ kabul edilmesi gereken miktarın 118.000,00 TL olduğu mahkemece anlaşılmış ise de, kısa kararda sehven 118.000,00 TL yerine 108.000,00 TL olarak hüküm kurulduğundan bu hataya değinmekle yetinilmiş olup düzeltme işlemi yapılmayarak davanın 108.000,00 TL yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir.” şeklinde açıklama yapıldığı, böylece gerekçede tefhim edilen hükme aykırı hüküm kurularak gerekçe ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 13/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.