YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4863
KARAR NO : 2015/24617
KARAR TARİHİ : 30.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, herhangi bir şirketi olmadan tek başına müteahhitlik yaptığı, … ilçesi … Mh. … Sk. 247 pafta … ada 1 parsel nolu arsa üzerinde inşaat yapacağını belirterek katılan ile taşınmazdaki 1.kat 1 nolu dairenin satımı konusunda anlaşmaya vardıkları, bu gayrimenkulü inşa ettikten sonra tapuda kendisine devrini yapacağını belirterek 26.000 TL para aldığı ve toprak sahibinin vekaletine dayalı olarak katılana bu yeri sattığı, söz konusu inşaatın bitmesine rağmen sanık tarafından teslim yapılmadığı ve başkalarına sattığı böylece atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.04.2010 tarih ve 1/14-87 sayılı kararında belirtildiği üzere Yargıtay yürürlükte bulunan hükümler uyarınca temyiz dilekçesi veya beyanında ileri sürülüp sürülmediğine bakmaksızın son karara etkili olan tüm yasaya aykırılıkları inceleyip aykırılık saptaması halinde de bozma kararı verme hak ve yetkisine sahiptir.
Sanığın, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kendisine düşen yerlerden hisse olarak katılana sattığı, ancak arsa sahibi ile aralarında çıkan sorunlar nedeniyle sözleşmenin yerine getirilmemiş olduğu, aralarındaki sözleşme gereğince sanığın katılandan para aldığını inkar etmediğinin anlaşılması karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki mahiyette olduğu gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.04.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.