Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/12049 E. 2015/17496 K. 01.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12049
KARAR NO : 2015/17496
KARAR TARİHİ : 01.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı …. dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 1.10.2003 tarihli vekaletnameye istinaden davalı … ve onun yetkilisi olduğu dava dışı …nin avukatı sıfatı ile ceza ve hukuk dosyalarını takip ettiğini, ancak, 20.12.2013 tarihli azilname ile istinaden davalı … ve onun yetkilisi olduğu dava dışı … tarafından haksız olarak vekillik görevinden azledildiğini, vekalet ücretinin ve masrafların ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL.nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, …’a tebligat yapılamamış, davalı … davaya yanıt vermemiş; diğer davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesi ile vekalet sözleşmelerinin de tüketici işlemi olarak tanımlandığı, 6502 sayılı Yasa’nın 73. maddesi gereğince davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Banka tarafından temyiz edilmiştir.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Eldeki davada, davacı avukat davalı … tarafından vekalet ücretinin ödenmediğinden bahisle vekalet ücretinin davalılardan tahsili için alacak isteminde bulunmuştur. Davalı …, dava dışı …yetkilisi olup, hem davalı hem dava dışı şirket bu nedenle 6502 sayılı yasada tanımlanan tüketici vasfını taşımamaktadır. Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı …, tüketici yasasında tanımı yapılan tüketici kapsamında olmadığından, taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakma hususunda genel mahkemeler görevlidir. Eldeki dava da Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında bulunmadığından mahkemenin işin esasına girerek hasıl olacak sonuca uygun karar vermesi gerekir. Mahkemece, değinilen bu yönü gözardı ederek işin esasına girerek sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş’ye iadesine, 01.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.