YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4190
KARAR NO : 2015/14349
KARAR TARİHİ : 26.05.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlular hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takipte, borçlular, icra dairesine itirazda bulunmuş, alacaklı vekili tarafından itirazın haksız olduğu ileri sürülerek itirazın kaldırılması talep olunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm borçlular tarafınca temyiz edilmiş ve karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2013/21346 E., 2014/13764 K. sayılı ilamı ile, kredinin tüketici kredisi ve kredi kartı borcundan kaynaklandığı, alacağın varlığı ve miktarı bakımından 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yargılama yapılması zorunluluğu nedeniyle itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılamada mahkeme, bozma ilamında belirtilen gerekçe doğrultusunda itirazın kaldırılması isteminin reddine karar vermiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamının incelenmesinde; takibin dayanağının “Genel Kredi Sözleşmesi” olduğu, bahse konu sözleşmenin alacaklı banka ile ….. arasında yapıldığı, …’in ise müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmede imzasının bulunduğu görülmüştür. ….Noterliğinin … yevmiye numara ve 16.02.2012 tarihli ihtarnamesinde kredi türünün tüketici kredisi ve kredi kartı olduğu belirtilmiş ise de; alacaklı bankanın 25.04.2013 tarihli yazısında, takibe konu borcun “ipotek karşılığı taksitli ticari yeniden yapılandırma kredisi” ve “şirket kredi kartı”ndan kaynaklandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla takibe konu borcun tüketici kredisinden kaynaklanmadığı, …’ın cevap yazısı ve ekindeki belge içeriğinden anlaşıldığından Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2013/21346 E., 2014/13764 K. sayılı ilamındaki kabulünün maddi hataya müstenit olduğu değerlendirilmiştir.
Diğer taraftan, itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvuru tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 2. maddesinde; “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı
taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/13-2166 E 2014/709 K sayılı ilam)
Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Tüzel kişi tacirin barınma, gıda, giyinme ve aile gibi özel insani ihtiyaçları olmadığı için bunların hakiki şahıslar gibi adi borç ilişkileri alanı olmadığı kabul edilir. Doğrudan ticari amaçla ya da işletmenin iç ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla olup olmadığına bakılmaksızın bütün hukuki ilişkileri ticari faaliyet kapsamında olup özel hayatlarına ilişkin bir işlem söz konusu olamayacaktır.
Tacirin, ticari işletmesiyle ilgili tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerekir. Bu cümleden olarak ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorundadır. O nedenle tüketiciler için düzenlenen yasa hükümleri kapsamına alınmazlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2000/19-1255 E., 2000/1249 K. sayılı ilam).
Somut olayda kredi sözleşmesinin asıl borçlusu limited şirketi olduğundan bahse konu kredinin 4077 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
O halde, mahkemece, alacaklının itiraz dilekçesinde öne sürdüğü hususları incelenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, aksi yönde ve yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.